26 Şubat 2012 Pazar

DÜŞÜNCE GÜCÜ

             ...normand--- the white slave
Psikojenez: Herşey düşüncede başlar. Bütün herşey düşüncede oluşturulur ve düşüncenin yapıcı sürecinin ürünü olarak gelişir.
Düşünce sonsuzdur: Herşey düşüncenin ürünüdür. Düşünme sonsuzdur.
İnsana hakimiyet verilmiştir: İnsan, evrensel akılla birlikte kendi hayatını kendi oluşturur.
Düşünce hem yönetici hem üreticidir: İnsanda iki görünümlü tek bir akıl vardır. Erkek yönetici, dişi yapıcı düşünceyi kullanır.
İnsan onurlandırılmıştır: İnsana hayatına hükmetme fırsatı ve sonsuz kaynakları kullanma fırsatı verilerek onurlandırılmıştır.
Düşünce: Düşündüğüm şeyler zamanla gerçeğe dönüyorsa sadece gerçekleşmesini istediğim
şeyleri düşünmeliyim.

KENDİNİ YÖNETMENİN YOLU
Bilinçaltı: Bedeninfonksiyonunun otomatik olarak yürümesini sağlar. İster uyanık ister uyur
vaziyette büyük istem dışı hayat sürer.
Bilinçaltı koyulan kurala göre hareket eder: Bilinç emirleri verir ve bilinçaltı da bunu uygular.
Gönüllü hizmetkar:Her emir, her önerme her inanç bilinçaltına kaydolur. Hatta dikkat etmediğimiz şeyler bile kaydedilir, gerektiğinde ortaya çıkar.
Yasalarımızı kendimiz yaparız: Cereyanda kaldım, öyleyse hasta olacağım. Bilinçaltı bunu kaydeder ve bunu diyen hasta olur. Hastalığın sebebi cereyanda kalmak değil cereyanda
kalınca hasta olacağına inanmaktır.
Birçok insan kendi kendisini hipnoz eder: İnsanlar gereksiz sınırlamalar yaparak kendilerini hipnotize ederler.
Kuralları insan koyar, bilinçaltı da uygular.
Sınırları kaldırma: İnsanlar kendileri için kural ve yasalar koyar, sonrada bunların esiri
olup mutsuz olurlar. Düşüncenin değişimi hayatı da değiştirir. İnancınızı
değiştirin hayatınız değişsin.
Kendini yönetme:Düşüncelerimi seçme hakkım var. Başkalarının benim hakkım-daki düşünceleri beni bağlamaz. İyilikleri düşünüyorum, iyilikler de beni seçiyor. Korku ve nefret düşüncelerimde yok.


İSTE VE SAHİP OL

Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilir.
Aklınızdan geçen herşey ergeç ortaya çıkar. Kendimizi ne ile ve nasıl
tanımlarsak öyle olmaya meylederiz. Düşündüğümüz şey yavaş yavaş bilinçaltında
kalıplaşır ve gerçek bir deneyimle kendini gösterir.
Hayat yasalarla yönetilir: Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki
düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı oluşarak eyleme dönüşür.
Olumsuz düşüncenin sonucu: Bilinçaltına yanlış emir vermelerle insanlar zor durumda kalır. Renkli mendil gördüğünde burnu şişeceğini düşünen insanın renkli mendil gördüğünde
burnu şişer.

Kendini yönetme:Geçmişi siliyorum, gelecek ise benim seçimimi bekliyor. Geçmişteki hatalarımdan
dolayı kendimi bağışlıyorum. Geçmişi unutup yeni bir hayata başlıyorum.
İstediğim herşeyin olacağına inanıyorum.

KENDİNİZ OLMA CESARETİNİ GÖSTERİN

Hergün tek bir kendini reddetme düşüncesine dahi yer vermeden bir saat için olduğunuz gibi kabul edin kendinizi. Gerçekten kendinizi biliyorsanız bunu yapabilirsiniz.
İnsan kendini küçümseme eğilimindedir: İnsan bilinçli olarak düşünebildiği güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi.
Gerçek benliğini keşfetmek: Yıllardır kafamızda olan ve gerçek benliğin ortaya çıkmasını
engelleyen korku dolu olumsuz düşüncelerden kurtulmamız gerekir.
Asla yalnız değilsiniz: Gerçek sevgi korkuyu defeder. Ben’i sevmek içimizdeki gücün bizim
vasıtamızla herşeyi yapabileceğini idrak etmektir.
Taklit intihardır: İnsan mükemmel olmak için başkalarını taklit etmek zorunda değildir. Hiç
hata yapmayan kişiler hiçbir şey yapmayanlardır.
En büyük arzu: En çok istediğimiz şey nedir. İnanın ve sahip olun. Düşüncenizi bunda
yoğunlaştırın.
Düşünce: Düşünmek, düşünceyi kendi algılamamız ölçüsünde kullanmak demektir.
İstediğimize sahip olmak: Bilinçaltı herşeyi bilendir ve o kadar duyarlıdır ki her istediğimize
cevap verir. Ona ilettiğiniz her düşünceyi tatbik eder.
Hakimiyeti ele geçirmek: Bilinçaltına düşüncenin toprağı denir. Bildiği verilen tohum
düşüncelerine cevap vermektir. Her türlü hastalık bilinçaltının çalışma
sistemini anlayamamamızdan kaynaklanır.


AMAÇLARA ULAŞMAK İÇİN BEŞ İLKE
Kendiniz için ideal imajı belirleyin: Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz şeye mutlaka ulaşırsınız. İnanmışsanız hiçbir şey imkansız değildir.
Amaçlarınıza sınır koymayın: Amaçlarınızı yalnızca kendiniz yargılayabilirsiniz. Bu yargılamadan kaçının, çünkü kendinizi sınırlarsınız. İnsanın kendini küçümseme eğilimi vardır. İnsan olabileceğinin ötesini amaçlamalıdır.
Çalışmadan inanmak işe yaramaz: Çalışmadan amaçlara ulaşmak mümkün olmadığı gibi üretkenlikten uzaklaştırır. İnanç çalışmakla kusursuzlaşır.
Düşüncelerinizi kendinize saklayın: Zihinsel imajınızı kendinize saklayın, gerekeni yapın ve bekleyin.
Kimseye birşey söylemeyin. Aldığınız tepkilerle bir o yana bir bu yana
savrulmayın.
Hedeften ayrılmayın: Dikkatinizi amacınız üzerinde yoğunlaştırırsanız, bilinçaltınız
ayrıntıları halleder. Hayalinizi zihinsel olarak bitirin ve gerekeni
tamamlayarak bekleyin. İnandığınız ölçüde sahip olursunuz.
Amaçlarınızın envanterini tutunuz: İnsan gün boyunca düşündüklerinin toplamıdır.
Kendini yönetme: Amaçlarınızı yazın. Onları gerçekten istiyor musunuz. Amaçlarınızı benimseyin.
Amaçlarınızın dünyada yaşadığını hayal edin.

SINIRSIZ FİKİR KAYNAĞINI KULLANMA

Gerçek anlamda başarıya ulaşanlar sezgilerinin sesini dinlemeyi öğrenip onu izleyenlerdir.
Sezgiye güvenme:Sezgi küçük beşeri ben’imizi aradan çıkardığımız zaman ortaya çıkan yüce ilhamdır.
Fikirler hiç umulmadık anda çıkar: Fikirler mücadeleden vazgeçtikten, yarı uykudayken ya da hayal kurarken ortaya çıkmaktadır.
Yapıcı olma:
a)Düşünceleri bir noktada yoğunlaştırın. Hangi yöne gideceğinizi iyi belirleyin ve her
seferinde tek bir fikri içeri alın.
b)Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez. İyi sonuç almak için projenizi bilinçaltınıza tam
anlamıyla yerleştiriniz.
c)Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun, hemen not edin.
d)Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız. Fikirleri eleyerek doğruları kaydedin.
Kendini yönetme:Ben de evrenin sırlarına ulaşabilirim, sonsuz bir kaynakla ilişkideyim.


YAPICI İMGELEMENİN GÜCÜ

Dikkatimizi yoğunlaştırdığımız şeyi yaparız.
Yapmamız gereken bu yasayı bilmek ve etkin bir biçimde kullanmaktır.
İmgeleme bizden önde gider: Arzuladığın ve dua ettiğin ne olursa olsun inan ve senin olsun.
İçimizdeki yaşama yansır: İnsan uyum içinde yaşamaya gayret eder. İnsanlığın ve kendilerinin zararına gibi görünüyorsa bile o anda kendileri için en iyi olduğuna inanırlar.
Yapıcı imgeleme nasıl kullanılır: Dua ettiğimiz zaman kendimizi kaybetme ihtimalinden uzak tutar. Dua ettiğimizde buna ulaşacağımızı bilir ve O’na yöneliriz. Yapıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa fikrin olduğu her yerde başarı da vardır.
İnsan düşündüğü gibidir: Bugünkü düşünce yapımız yarınlarımızı hazırlamaktadır Kendimize acımaktan vazgeçmeliyiz. Kendinizle ilgili inançlarınız emin olun yaşayacaklarınızı tayin eder. Hayaliniz bırakın yukarıları gezsin.
Kendini yönetme:Kendimi harika hissediyorum. Yaptığımı iyi yaparım ve iyi sonuç alırım. deneyimlerimi harika insanlarla paylaşırım. İhtiyaç duyduklarım bana gelir.
Bütün düşlerim harika bir biçimde gerçekleşir.


KENDİNE GÜVEN NASIL SAĞLANIR

Utangaçlığı yenmek: Dikkatler bir kişi üzerinde yoğunlaştırıldığında o kişi huzursuz olur.
Yoğun ilgi dikkat ve cesareti kırar. Korkuyu bırakıp rahat ve dengeli
davranmalıdır.
Güven ve kibir: Güven hayat hakkında güven duygusudur. Kibir ise sahip olmadığı güven duygusunun varlığını başkalarına ispatlamaya çalışmaktır.
Başarısızlık korkusu: Kendine güveni başarısızlık korkusu bozar. Başarılı olacağına inanma
başarıyı getirir.
Alaya alınma korkusu: Hayat boyunca komik duruma düşünce kızarıp kekeleriz.
Reddedilme korkusu: Bazı insanlar arkadaş sahibi olmaktan korkar. Reddedilmekten korktuğu için yalnız yaşamayı tercih eder.
Onaylanmama korkusu: Kekemelik genelde aile tarafından istenen mükemmelliğin sonucudur, onaylanmama korkusunun bir sonucudur.
Kötü sonuçla karşılaşma korkusu: Kötü sonuçla karşılaşma ve bunun üstesinden gelememe korkusu yüzünden insanlar riskli işlere girip büyüyemezler.
Neye güveniyoruz: Güvensizlik herşeyin sınırlı insan benliğine bağlı olduğuna inanmaktan
kaynaklanır. Kendi gücümüz ve zekamız mücadele etmek için yeterli değildir. Tüm
güç ve zekanın sahibi olan Allah’a (cc) gitmeliyiz.
Güven kazanmanın yolu: Herşeyin, içimizden geldiğine inanmalıyız. Güç ve erdem Allah’ındı (cc).
Korkuyu yenmek: Allah (cc) sevgisi korkuyu safdışı bırakır. İçimizdeki güç ve zekaya inanırsak herşeyi hallederiz.
Meditasyon: Günde en az15 dakikamızı Allah’ın (cc) büyüklüğünü ve yerini düşünmekle meditasyona ayırmalıyız. Doğru yolu göstermesi için içinize dönün.
Kendini yönetme: Başarsızlıktan korkmuyorum. İçimden gelen sese inanıyor ve güveniyorum. Hayatı neşe ve sevgi olarak görüyorum. Nerede olursam olayım Allah’a (cc) güveniyorum.


KARAR VERMEK

Düşüncelerine hakim olamayanlar davranışlarına da hakim olamazlar.
Kesin karar: Karar vermeyen ilerleyemez. Kararsızlık olursa bilinçaltı karmaşaya düşer. Biz çoğu açıları kendimiz seçeriz.
Kararsızlıktan kurtulma: Kağıt kalemle değişik ihtimalleri ve sonuçlarını yazın. Yatmadan önce bilinçaltına soru yöneltin ve sabaha cevabını bekleyin. Hayat durmadan
değişiyor. Bu yüzden esnek olun. Yaşadıklarımız inandıklarımızın sonucudur.
Kendini yönetme: Ben kararlı bir insanım. İçimdeki mükemmeli kullanmak için aklımı kullanmalıyım.


HUZUR

Düşündüğünüz, inandığınız güvenle beklediğiniz herşey mutlaka gerçekleşir. Gerçek huzur hayatın bolluğunu farketmektir.
Huzurun beş şartı:
a)Allah (cc) sevgisi şarta bağlı değildir.
b)Kendi kendimize koyduğumuz sınırları kaldırmalıyız.
c)Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle birleştirir.
d)Düşünüp inandığımız herşey gerçekleşir.
e)Verdiğimiz ölçüde hayattan alırız.
Yeniden başlama: Kendi yanlış düşüncelerimiz haricinde hiçbir şey bizi bağlamaz. İnançlarımızı
değiştirmeliyiz.
Para: Kötü olan para değil parayı çok sevmek, onu bütün iyiliklerin önünde tutmaktır. Cimrilik veya fakirlik bir erdem değildir.
Ekonomi: Ekonomik sistemi yermek bize birşey kazandırmaz. Cimriler zenginleşiyor gibi görünseler de sevgiyi bulana dek fakirdirler.
İyi olanı seçme: Kendimizi neye bağlarsak ne olduğumuzu düşünürsek öyle oluruz.
Gerçek zenginlik: Asıl zenginlik ruhsaldır. Tüm iyiliğin kaynağının varlığından haberdar
olma insanı zengin kılar.
Kendini yönetme: Ben zenginim. Sınırsız kaynak ihtiyacımı veriyor. Doğru zamanda doğru karar veririm.


IŞLER KÖTÜ GİDİNCE

Her zaman bir çıkış yolu vardır: Mücadeleyi göze almak ve ne olduğu değil nasıl tepki gösterdiğiniz önemlidir. Biz kaderimizin efendisiyiz.
Tüm yaşam bizim hizmetimizde: Hayat toprağına ekilen her düşünce tohumu düşüncenin çeşidine göre meyve verir. Her şey kendi türünü tekrar üretir.
Yanlış imajı değiştirmeli: Sahip olduğumuz imajdan hoşlanmıyorsak onu hemen değiştirmeliyiz.
Düşünce maddeye hakimdir: İçerdeki neyse dışarıdaki de öyledir.
Büyük düşünme: Başımıza iyilikler geleceğine inanırsak gerçektende küçük iyilikler yaşarız. Çünkü kendimiz için kabullendiğimizi deneyimleriz. İşleri ters gittimi içimizde
çevremizde heryerde mevcut güce inanmak gerekir.
Kendini yönetme: Tüm hayat hizmetinde her problemin bir çözümü var.
Hiçbir şey beni yenemez.


ZAMANIN EFENDİSİ
Zaman insanin sonsuzluk ölçüsüdür. Bilinçaltına kalkacağınız zamanı yükleyin o saatte sizi uyandırır.
Hipnotize ve zaman: Bir işi belli bir saatte bitireceğine inanan bir kişi er geç o işi o
saatte bitirir.
Sonsuz: Bilinçaltı geçmiş ve gelecek diye birşey bilmez. Hep şimdiki zamanda çalışır.
Kendini yönetme: Kendimi zamanın bağlarından
kurtarıyorum. Sonsuzluğu arzuluyor ve ulaşacağıma inanıyorum.


İYİ BİR BELLEK İÇİN
1)Dinle, doğru yazılışını gözlerinde canlandır. Kötü bellek dikkatsizlikten olur.
2)Öğrenme fikirleri birleştirmeye bağlıdır.
3)Belleğinize güvenin.
4)Kesin sonuçlar içi kesin direktif vermeliyiz.
Dikkat et: Dikkat iyi bir belleği getirir. Dur bak ve dinle. Fikirleri birleştirerek hatırlamaya
çalışın. Geçmişi bellekten silmek mümkün değildir.
Bilinçaltınıza güvenin: Doğru hatırlama bilinçaltına güvene bağlıdır. Belleğe güven sonuç verir.
Yaşın önemi yok: Bellek yaşa bağlı değildir. Bilinçaltına hatırlama direktifi vermeli ve sonucu beklemeliyiz. Akıllı insan, konuşmak yerine hem kendisi hem de başkaları için faydalı olabilecek şahısların konuşturulmasını temin eden insandır.
Bilinçaltı: Bilinçaltı herşeyi çok ince olarak kaydeder. İhtiyaç zamanı ortaya çıkarır. Hatırlamak istediğimiz herşeyi hatırlarız.
Kendini yönetme: Hatırlamak için bilinçaltıma güveniyorum.


RAHATLAMA
Gergin yatarsanız gergin uyursunuz. Rahat bir uyku için önce gevşemeliyiz.
Neden rahatlamalıyız: Bütün hastalıklar stres kaynaklıdır. Gergin insan etkili çalışamaz.
Dengeli insan hayattan korkmaz, hayatla uyuşmazlığı yoktur.
Zihinsel denge .Ne olursa olsun sakin ve dengeli olmak mümkündür.
Kendini yönetme: Kendimin rahat olduğunu hissettiğim zaman rahatlıyorum. Tamamen mükemmel ve bütün olarak gevşedim. Rahatladım.


YAŞAMAYA BAK
Büyük sorunlarımız olduğunu kanıtlamaya çalışmaktan
vazgeçelim. Düşünce biçiminizi değiştirin. Her güçlükten bir çıkış yolu vardır.
Endişe: En kötü ihtimali düşünürsek bu endişedir ve yıkıcıdır. Olumlu düşünce doğru eyleme geçiş yoludur. Endişe bulaşıcıdır. Herkese bulaşabilir.

Dört endişe:
1)Gelecekteki ihtiyaçlardan dolayı endişe.
2)Beden sağlığının yitirilmesi endişesi.
3)Zihin sağlığının yitirilmesi endişesi.
4)Yalnız kalma endişesi.

Endişeye son:
1)Allah’ın (cc) varlığına inanma.
2)Olumlu düşünmeye çalışmak.
3)Dua ettikten sonra olumlu tavır takınmak.
Gerekeni yap ve güce sahip ol .
Çözüm var: Her çeşit hastalık iyileşir; yeter ki buna inanın.
Kendini yönetme: Korkmuyorum.
Gelecekteki ihtiyaçlarım için endişelenmiyorum.


KORKUYU YENME

Korku insanın en büyük düşmanıdır. Korkunun kendinden başka korkulacak bir tarafı yoktur. Korkuyla mantık yürütülmez. Korku bir duygudur. Gerçek bilindimi korku kalmaz. Korkular önyargıdan kaynaklanır.
Kendini yönetme: Korkacak hiçbir şey yok. Herşeyin üstesinden gelecek güçteyim. Güç içimde.

Bilinçaltı verdiğimiz emirleri harfiyen uygular.
Biz emirleri veririz, bilinçaltı yerine getirir.
Başarı: İnsanlar sık sık başarısız olurlar. Çünkü gerçekten yapmak istemedikleri şeyleri yapmaya çalışırlar.
Pratik: Pratik her zaman mükemmelleştirmez ama otomatikleştirir.
Bilinçaltı emire karşılık verir: Sabah 06:00 ‘ da kalkmanız gerektiğinde inanın o saatte kalkarsınız.

Secret

...by.. UTRİLLO...

1- Hayatınıza giren her şeyi, kendinize çeken siz kendinizsiniz...Bunu, zihninizde tuttuğunuz imgelerin erdemiyle,düşüncelerinizle yapıyor;zihninizden geçirdiklerinizi kendinize çekiyorsunuz.
2- Evrenin kusursuz düzeni,yasamınızın her anı,yaşadığınız her deneyim bu yasaya gore belirleniyor. Kim olursanız olun,nerede yasarsanız yasayın;tum yasantınız cekim yasası tarafından sekillendirilirken,bu herseye muktedir yasa,düşünceleriniz aracılığıyla isliyor. Çekim yasasını harekete geciren ise siz kendinizsiniz ve bunu düşüncelerinizi kullanarak yaparsınız.
3- Dilediğinizi kafanızın icinde sekilendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz taktirde onu mutlaka hayata geçirirsiniz.
4-Çekim yasası "benzer benzeri ceker" derken, sahip olduğunuz düşüncelerin,benzerlerini de kendinize çektiğinizi ifade eder.
5- İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi,olmasını istedikleri şeyler yerine,olmasını istemedikleri şeyler uzerine düşünüyor olmalarıdır.
6- Olumsuz cümleler kurduğunuzda çekim yasası bunları şöyle kaydeder: 
a- "Sacımın kotu kesilmesini istemiyorum." / "Sacımın kotu kesilmesini istiyorum."
b-"Ertelenmek istemiyorum." / 'Ertelenmek istiyorum.'
c-O insanın bana kaba davranmasını istemiyorum. / " Onun ve başkalarının bana kaba davranmasını istiyorum."
7- Çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz uzerinde çalışmaya devam ederler.Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışın!
8- Bilmeniz gereken: Olumlu bir dusuncenin,olumsuz bir düşünceden yüz kat daha güçlü olduğunun ispatlandıgıdır.
9- Sizin ısrarla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşamınıza giremez.
10- Gün boyu endişelenip kaygılandığınızda,bu duyguları artırarak hayatınıza cekersiniz.
11- İyi şeyler hissettiğinizde,Evren'den size geri gelen haber:"İyi şeyler düşünüyorsun"olur. Boy lece,hissettiğiniz olumsuz duyguların,Evren'in sizinle kurduğu bir iletisim olduğunu soyleyebiliriz.Evren size;"Dikkat!Su an düşündüğün şeyi değiştir.Olumsuz frekans kayıtta.Frekansı degistir.Dikkat!Geri sayım başlamıştır" diyor.
12- Güne güzel baslar ve o mutluluk duygusu icinde kalırsanız,herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz surece, çekim yasası geregince,yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize cekersiniz.
13- Yaratım Sureci'nin,istediğiniz her şeyi yaratmanıza yardımcı olmak için üç basit adıma ayrılmıştır:iste,inan ve al.
14- İnanmak;istemiş olduğunuz şeyi şimdiden elde etmiş olduğunuzu düşünerek,öyleymiş gibi konuşup,öyleymiş gibi davranmayı da gerektirir. İsteklerinizi elde etmiş gibi frekans yaydığınızda,çekim yasası insanları,olayları ve koşulları harekete geçirerek arzunuza kavuşmanızı sağlayacaktır.Elde etmek aşaması ise,dilediğiniz gerçekleştiğinde hissedeceklerinizi hissetmeyi gerektirir. Şu an kendinizi iyi hissetmeniz,sizi dileginizle aynı frekansa getirir.
15- Kilo vermek için,"kilo vermeye" odaklanmak yerine,size gore mukemmel kilonuz neyse ona odaklanın. Kendinizi mükemmel kilonuzdaymıssınız gibi hissettiginizde,bu kusursuz kiloyu kendinize cagıracaksınız.
16- Gununuzu,o gun yasamak istediklerinize dair onceden dusunerek tasarlayın,boylece hayatınızı da istekleriniz dogrultusunda tasarlamıs olacaksınız.
17-Her gunun sonunda,uykuya dalmadan once,o gun yasadıklarınızı dusunmeyi onerir ve istediginiz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa,bunu da zihninizin icinde sizi mutlu edecek bicimde gelismis gibi yeniden dusunmenizi soyler, Neville Goddard.
18- Çekimi asıl yaratan,sadece goruntu veya dusunce degil,bunları hissetmektir. Bircok insan;"Olumlu seyler dusunmem ya da istedigimi aldıgımı zihnimde canlandırmam yeterli"diye dusunuyor; ama boyle yaparken,bolluk ve bereketi,sevgi ve sevinci hissedin ve çekim kuvvetini oluşturun.
19- Kendinizden siz sorumlusunuz.Once kendinizi donatmadıgınız surece,baskalarına verecek bir seyiniz olmaz.
20- Sizi yasamak istediklerinize goturecek kısayol, su an mutlu OLMANIZ ve mutlulugu HISSETMENIZDIR!

RUHSAL GELİŞİMİN TEMEL TAŞLARI -- İNDİGO --

...by..Maurice UTRİLLO -- '' moulin in sannois ''...


Yazar: Efe Elmas  | Sayı 61 | Ekim 2010
Ruhsal Gelişimin Temel Taşları
Hepimiz kişiliksel ve zihinsel gelişimin yanında ruhsal gelişimin de önemli olduğunu biliriz. Dünya, maddi ve manevi âlemleri bir arada barındıran bir yerdir. Bu yüzden aslında her insan ağaca benzer. Dalları gökyüzü yani görünmeyen, ötedeki âleme ulaşırken, kökleri dünyaya yayılır. Böylelikle ikisi arasındaki dengeyi sağlar. Haliyle dünyaya kök salmamız ve sağlam tutunmamız kadar dallarımızın da gökyüzüne daha fazla yaklaşması bizi güçlü bir kişi kılar.  Bu yüzden ruhsal gelişim çok önemlidir. Ama bu ikili büyümenin bazı önemli anahtarları vardır.
Denge
Bunlardan en önemlisi dengedir.
Dengeli olmanın gerektiği en eski kültürlerden beridir bize ulaşmış bir bilgidir. Her kültür çeşitli sembollerle dengeyi ve dengenin işleyiş prensiplerini açıklamıştır. Dengeden kastımız mutlak denge değildir. Çünkü mutlak denge mutlak durağanlık demektir. Hâlbuki yaşamda durağanlık yerine sürekli bir devinim, dönüşüm ve ilerleme söz konusudur. Bu da tekâmül sürecini oluşturur. Öyleyse antik medeniyetlerin bize aktardığı denge, ilerleyiş sırasında dengedir.
En bilinen simgelerden biri olan yin-yang, bu ikili dengenin nasıl birbirini tamamladığını anlatır. Eril- dişil, savaş-barış, bilinç-bilinçaltı, aydınlık-karanlık… Bunların hepsi birbirini “tanımlayan” ve “tamamlayan” unsurlardır, öte yandan birbirleri içerisinde parçaları bulunan kavramlardır. Haliyle denge her iki yönün de gelişimi ile mümkündür. Bu yüzdendir ki, manevi gelişim ile maddi gelişim paralel olmalıdır. Çünkü maddi dünya maneviyi, manevi dünya da maddi dünyamızı etkiler.
Mesela ruhsal gelişimin en önemli kavramlarından biri çakralar ve auralardır.  Çakralar enerji kanallarımızın kesişip bir girdap oluşturduğu önemli enerji merkezleridir. 7 ana çakra, 7 ruhsal ve dünyevi-kişiliksel durumumuzu etkiler. Haliyle her zaman için aktif olan ama tıkalı vaziyette bulunan çakraların temizlenmesi de bu konuda önemlidir. Lakin temizleme süreci dengeli bir şekilde yapılmalıdır. Her çakra eşit şekilde temizlenmeli ve aynı anda geliştirilmelidir. Çakraların temizlenme süreci sonucunda çakraları geliştirme kısmı gelir. Bu çakraların daha fazla enerjiyi yaymasını sağlamak için enerjisel girdabı büyütmeyi ve dönüş hızını arttırmayı amaç edinir. (Her çakra dönüşler yapan çarklar gibidir. Çakra ismi de buradan öte gelmektedir). Eğer bu geliştirme kısmı dengeli yapılmazsa ruhsal ve fiziksel olarak dengesiz bir yapı oluşur. Örneğin kalp çakrası nihai sevginin ve şefkatin çakrasıdır. Solar pleksus ise gücün ve özgüvenin çakrası olarak bilinir. Solar pleksus çakrası fazla gelişir, kalp çakrası az gelişmiş kalırsa, kişide zalimlik ve kibir meydana gelebilir. Aynı şekilde eğer üst çakralar (taç, alın ve boğaz) fazla gelişir, alt çakralar daha düşük kalırsa (solar pleksus, sakral ve kök çakra) kişi dünyadan soyutlanıp kendini tamamen maneviyata verir, beraberinde fakirlik çekebilir. Bu şekilde çakraların dengesiz gelişmesi birçok sorunu da beraberinde getirebilir. Bu yüzden hepsinin dengeli bir şekilde temizlenmesi ve geliştirilmesi ruhsal gelişme için çok önemlidir.
Aşamalı Gelişim
Bir diğer önemli nokta ise Tedriç yasasına uygunluktur.
Tedriç yasası gereği her şey kademe kademe ilerler. Ani çıkışlar, muhakkak ani inişleri getirmektedir. Bu yüzden ruhsal gelişim de dengeyle beraber adım adım temkinli ilerleyişi kapsamaktadır. Ruhsal gelişmeler yavaşça sindirilerek ve çeşitli aşamalarda yapılmalıdır. Tasavvuftaki 7 nefs aşaması, mayalardaki 7 ruhsal gelişim, Reiki’deki 3 aşama, kelt rahipliğindeki üç sınıf hep bu tedrici gelişimin eseridir. Aşamalar belirlenmeli ve emin adımlarla ilerlenmelidir. Sabırsızlık ve acele, gelişimi hızlandırır gibi gözükse de muhakkak sonunda düşüş dönemlerini getirir. 
Bilgi, Sezgi ve Gözlem
Bu noktada bize kılavuz olacak üç en önemli unsur ise; bilgi, sezgi ve gözlem (duygu) bütünlüğüdür.
Ruhsal dünya, karmakarışık ve tabiri caizse karanlık bir dünyadır. Buradaki karanlık, kötü anlamında değil bilinmez ve derin-bilge anlamındadır. Haliyle bu karanlıkta bize ışık tutacak önemli araçlarımızın olması gerekir. Bunlardan ilki ve en önemlilerinden biri bu uzun yolculukta bize yol haritası olabilecek “bilgidir.”
Bilmediğimiz bir dünyada, bilmediğimiz bir diyara giderken muhakkak yanınızda haritanın bulunması gerektiğini biliriz. Yol haritası bize diyarları, tehlikeleri ve engelleri gösterecektir. Eğer bir harita ve yol gösteren ile yola çıkmazsak kendimizi amansız çöllerde, korkutucu bataklıklarda ve uçurumlarda bulabiliriz, buna nazaran şansımız varsa bereketli vadilere, yaşam dolu ormanlar ve nergis kokulu dağlarda da kendimizi bulabiliriz. Haliyle bu olası tehlikeleri atlatmak ve nereye gittiğimizi tam olarak bilmek için “Neden?” ve “Nasıl?” sorularımıza yanıt verecek bir bilgi birikimine sahip olmalıyız.
Bu bilgiyi edinmek için bolca kitap ve internet dergileri-makaleleri bulunmaktadır. Öncelikle neyi aradığımızı, diğer tüm kültürleri, dinleri, antik ve ezoterik bilgileri, bunun yanında spiritüel ve okült konuları bilmeli en azından bunlar hakkında genel bir fikre sahip olmalıyız. Detayıyla tüm konulara hakim olmasak da genel bir fikre sahip olmak, en küçük kafa karışıklığında doğru kaynağa bakmamızı sağlayacaktır. Bu yüzden fikrimize uymasa dahi her tür kitabı okumamız ve farklı dünya görüşlerini zihnimizin bir köşesine not etmemiz gerekir. Böylelikle karşımıza çıkacak engelleri geçmemiz ve sorunlara çözüm bulmamız daha kolay olacaktır.
Bilginin bu denli önemli olmasına rağmen her zaman için bilgi yol gösterici değildir. Çünkü insanoğlu ve onun ruhsal dünyayla ilişkisi çok karmaşık ve önceden belirlenemeyen bir sisteme sahiptir. Bu yüzden hiçbir kitapta yazmayan veya hiçbir kişinin çözemeyeceği olaylar ve gelişmeler-ilerlemeler yaşanabilir. Bu durumda gerektiğinde sezgilerimize danışıp hareket etmeliyiz.
Mesela kişisel gelişim ve alternatif terapiler altında birçok seminer bulunmaktadır. Her seminerin içeriğini okuduğunuzda size muhteşem olanaklar sunmaktadır. Hiçbir seminer ve eğitim içeriği kendini kötülemez ya da size uyup uymadığını söylemez. Ne oldu, ne kadar çok etki ettiğini gözler önüne serer. Lakin her ilacın her hastaya iyi gelmediğini biliriz. Haliyle zihnimiz bu seminerler ile ilgili “önyargılarla” hareket eder ve o semineri ya kötüler ya da nefsi bir istek ile arzular. Bu ikilemden kurtulmanın en yolu entelektüel zihni susturup, içsesimizi dinlememiz ve o seminerin bize faydası olup olmadığını sormamızdır.
Susmuş bir zihinde yapılan içe dönmeler, iç sesi kuvvetlendirir ve sezgisel olarak bize doğru olanı verir. Bunun için tek yapmanız gereken sakince oturup 10 dakika boyunca zihninizi serbest bırakmaktır. Büyük olasılıkla zihninize o konuyla ilgili yığınla düşünce hücum edecektir. Geçip gitmelerine izin verdikten sonra, derin bir suskunluk ve içe dönüş deneyimi yaşayacaksınızdır. Bu noktada sadece o konuyu düşünmeniz sizde bir “rahatlatıcı ve huzur verici” ya da “batan rahatsız edici” his uyandıracaktır. Şunu unutmamalısınız ki; size göre olmayabilir ama bu onun kötü bir seminer ya da disiplin olduğunu göstermez. Bu, sadece size uygun değildir ama başkası için yaşamsal öneme sahip olabilir. Haliyle oradaki rahatsız edici dürtü sadece size uygun olmadığının göstergesidir, o şeyin iyi ya da kötü olduğuyla ilgili bir fikir vermez.
Sezginin ve bilgi dışında bir diğer önemli kılavuzumuz ise gözlemdir. Çünkü mikro kozmos ve makro kozmos (küçük evren –insan- ve büyük evren –uzay-) birbirinin aynasıdır. Haliyle evreni gözlemleyerek insanı ve yaşamı, yaşam ile insanı gözlemleyerek de evrensel yasaları keşfedebilirsiniz. Bunun için sık sık doğaya çıkıp, ağaçları, hayvanları ve yaşamı gözlemlemeniz gerekmektedir. Bunun yanı sıra toplumsal yaşamı da gözlemlemek benzerlikleri çözmenizde fayda sağlayacaktır. Böylelikle hiçbir kitabın veya sezgiselliğinizin size veremeyeceği kadar yoğun “farkındalığı” gözlemle bulabilirsiniz. Gözlem yapmak farkındalığı geliştirmenin en güvenilir ve kesin yollarından biridir. Çünkü fark etmek ancak gözlemlemek ve irdelemekle mümkündür.
Deneyim ve Niyet
Her ne kadar yeterli bilgiyi kazansak da niyet edip, yola başlamadan ilerleyemeyiz. Bu noktada deneyim olmadan kişinin ilerlemesi mümkün değildir. Buradaki deneyim hem ruhsal çalışmalar hem de yaşamın tam içinde var olmadır.
Yaşam zaten bize bir şeyleri öğretmek için belli bir sisteme sahiptir. Haliyle her anı yaşamak ve dünyanın tadını çıkarmak bu noktada çok önemlidir. Farklı yerlere girip çıktıkça, farklı diyarlar gördükçe ve farklı kişilerle görüştükçe ufkumuz genişler. Bu yüzden dolayı bir yere kapanıp sürekli teorik bilgiye saplanıp kalmak bize sadece yük olur. Ruhsal gelişim için hayatın tadını çıkarmak ve bu bilgileri hayatın içine taşımak gerekir. Böylelikle okuduğumuz bilgiler, edindiğimiz gözlemler ve sezgiler içselleşerek, bizim bir parçamız, bir düşüncemiz, ruhumuzun bir anısı halini alır. Yaşanmadan elde edilen bilgiler –her ne kadar sindirilmiş sanılsa da- aslında hiçbir zaman sindirilemez. Çünkü kitapta yazan ile hayatta var olan arasında belirgin farklar vardır ve kitaplar asıl duyguyu aktaramazlar.
Mesela meditasyon ile ilgili binlerce kitap okuyabilirsiniz ama meditasyonu denemeden, sürekli meditasyonu yapmadan tam olarak ne olduğu hiçbir zaman bilemezseniz. Bu yüzden dolayı kitapların içinde kaybolmak yerine, kitapları bizim bir parçamız haline getirip yaşamın içine endekslemeliyiz. Bu yüzden ruhsal gelişim için pratik çalışmalara da girmemiz gereklidir.
Bunların başında meditasyon gelmektedir. Meditasyon genel ve kısa tanımıyla zihni susturmaktır. Daha geniş tanımıyla ise belli bir imajinasyona veya konuya odaklanmaktır. Meditatif konumlar bizim içsel dünyamızı keşfetmemiz için olmazsa olmazdır. Bu yüzden düzenli meditasyonlar ruhsal gelişim için çok önemlidir. Meditasyonları çeşitli zikirler (özellikle esmaül Hüsna) ve mantralarla (Sanskritçe) desteklememiz gerekebilir. Çünkü bu kelimeler ruhsal dünyanın kilitlerini açacak anahtar özelliğindedirler. Haliyle derin meditatif konumda zikirler ve mantralar çok önemli ruhsal gelişim araçlarından biridir. Mesela “Ya vedud” zikri Allah’ın 99 sıfatından biridir ve anlamı Çok seven ve çok sevilen.”dir. Meditatif konuma geçip önce zihinsel olarak zikredip sonra yavaşça kalp bölgemize indirip, kalben zikredersek belli bir süre sonra var olan her şeye karşı sevme ve sevilme hissini yaşamaya başlarız. Bu ilahi sevgiyi çekmemizi ve çok küçük bir parçasını yaşamamızı sağlar. Böylelikle aynı zamanda kalp çakrası gelişir ve nihai sevginin varlığını deneyimleyebiliriz. 
Ruhsal bilgilerin yanı sıra, son zamanlarda meditasyonun ve zikir-mantra çalışmalarının önemi bilim camiasında da onaylanmış ve zihinde yarattığı önemli değişimler kayda geçmiştir. (Bkz. Meditatif Hallerde Beyin Devreleri) 
Bunların yanında bazı Reiki, Qi Gong, Tai Chi gibi enerjisel disiplinler ve Yoga, Ninjitsu, Kung Fu gibi fiziksel disiplinler ile bu çalışmalar güçlendirilebilir.
Teslimiyet ve değişim-dönüşüm sürecine açık olmak
Bütün hazırlıklar tamamlansa ve yol haritalarımızı sıkı sıkıyada sahiplensek bizim için hala çok önemli olan bir temel taş vardır. O da; Değişime açık olmak ve teslimiyettir.
Evrende ve dünyada her şey sürekli değişime uğrar ve sürekli bir devinim vardır. Bu şekilde bir değişim olduğu gibi fark etsek de etmesek de biz de değişime uğrarız. Bu değişim ve dönüşüm süreci özellikle ruhsal konularda çok daha hızlı ve kesindir. Değişim ve dönüşüme direnmek zincirlerinden kopamayan geminin okyanusa açılmasını istemesine benzemektedir. Bu direnç bazen geçmişe bağlılık, bazen kişiliksel ve ailesel sebepler olabilir. Ne olursa olsun iç sesiniz doğru yolda olduğunuzu söylüyorsa geçirdiğiniz her dönüşüm kesinlikle sizin hayrınızadır. Siz dönüştüğünüz için çevreniz tarafından algılanmakta zorlanabilirsiniz veya bazı arkadaşlarınızla yolları ayırmak zorunda kalabilirsiniz. Bunlar her ne kadar kötü gibi de dursa, sizin hayrınıza gerçekleşen olaylardır.
Hayır ve şer kavramı iyilik ve kötülük kavramının çok ötesindedir. Kötü olan bir şey bizim için hayır olabilirken, iyi olan bir durumda şer olabilir. Bu yüzden dolayı hayır ve şer kavramı bizim insani zihnimizden çok daha ötede, tanrısal kavramlardır. Haliyle biz daha düşük zihinsel çember içerisinde olayları yargılarken aslında olayların etki mekanizması çok daha farklı olabilir. Bundan dolayı ruhsal gelişimde en önemli şeylerden biri “teslimiyettir.”
“Teslimiyet” kelimesi her daim korkutucu ve pasif bir kelime gibi gelir. Hâlbuki teslimiyet tam tersine aktif olmak ve sana gelen değişimi kabullenmek demektir. Başınıza gelen her kötü ve iyi olay sizi ruhsal ve kişilik olarak daha iyi bir konuma getirmek içindir. Haliyle bütün bu olaylar tekâmülünüzün bir parçasıdır. Bu yüzdendir ki, gelene direnmek yerine teslimiyet benimseyip aktif olarak değişimi yaşamamız gerekir. Geçmişteki zincirlerimizi, bizi bağlayan korkularımızı ve bizi gerileten her negatif bağımızı kırmamız ve dönüşüme direnmeden daha iyiye doğru yol almamız gerekir. Bu süreç aynı bir tırtılın kelebeğe dönüşme süreci gibidir. Haliyle ne olacağımızdan, neye dönüşeceğimizden korkmadan kendi benliğimize yolculuğa çıkmalıyız. Bu teslimiyeti yaşamadan kelebek olup, uçmanın derin hazzını yaşayamayız. Teslimiyet demek bu yüzden evrenin bir parçası olduğunu, ruhsal dünyayla uyumlu yaşadığını kabul edip, evrenle birlikte çalışmak demektir.
Ruhsal gelişimin daha birçok felsefesi ve temel taşı vardır. Ruhsal süreçleri, fiziksel süreçler gibi doğrudan hissedilip, temas edilen, maddesel süreçler değildir. Bu yüzden sabrı, kontrolü, nefsi fark etmeyi, bazı erdemleri de gerektirir. Bin tane akıl hocanız olsa da yalnız başınıza çıktığınız bir yolculuktur. Aslında bu kadar çok temel taşı ve karmaşık sistemi olmasına rağmen hiçbir zaman kesin kuralları ve yolları yoktur. Burada bahsedilenler genele ve antik disiplinlere uyan temel taşlardır. Bu yüzden hepimiz bu yolculukta antik bilgilerle kendi özel ruhsal pozisyonumuza göre temel taşları oturtuyor ve zamanla her bir taşın üstüne bazen neşe bazen acı ile yeni taşları koyarak kendi yolumuzu çiziyoruz.

AKLIMA GELMİŞKEN... ... KURTUL ! ....


..  ...by..Edvard MUNCH ... 


EY DÜNYALI... EY İNSANOĞLU ..
KURTUL .. KURTUL VE SAFLIĞA ULAŞ .. EN AZINDAN RUHUNDA .. HİÇ OLMAZSA NE OLDUĞUNU ANLA .. UMULUR Kİ  '' DAHA İYİ BİRİ ''  OLURSUN...   NE'DEN KURTULACAĞINI, NE'DEN SIYRILACAĞINI , RUHUNDA BİRŞEYLER VARSA ANLAYABİLİRSİN ... BUNU SANA AÇIKÇA SÖYLEMEYECEĞİM ŞİMDİ ..ÇÜNKİ O ZAMAN DEĞERİNİ ANLAMAZSIN VE ÇABA GÖSTERMEZSİN .. KÖTÜLÜKLERİNE DEVAM EDERSİN , KURTULAMAZSIN ...

Can konağını aramadaysan Cansın,
Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,
Şu nükteyi biliyorsan işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan o’sun sen.
....Mevlana Celalaeddin Rumi...

Kızılderili Duası & Suzanne VALADON

    ...by ..Suzanne Valadon-Houses In The Countryside, 1921


KIZILDERİLİ DUASI

Ey sesini rüzgarlarla işittiğim
Ve nefesi bütün dünyaya hayat veren
Yüce Ruh!
Beni duy!
Ben küçüğüm...ve zayıfım,
Senin kudretine ve hikmetine ihtiyacım var.
Beni güzellikler içinde yürüt,
Ve gözlerime kızıl ve mor gün batımını daima seyrettir.
Ellerimi,yaratmış olduğun şeylere saygı gösteren eller kıl,
Ve kulaklarımı Senin sesini duyacak kadar hassaslaştır.
Beni hikmetli bir insan kıl,
Ta ki,halkıma öğretmiş olduğun şeyleri anlayabileyim.
Ta ki,her yaprakta ve her kayada
Gizlemiş olduğun dersleri öğreneyim.
Senden beni güçlü kılmanı istiyorum,
Ama kardeşimden daha büyük hale gelmem için değil,
En büyük düşmanımla ,nefsimle savaşmak için.
Beni,temiz eller ve şaşmamış gözlerle
Sana gelmeye her an hazır kıl.
Ta ki güneşin batıp gitmesi gibi,
Hayatımda sönüp gittiğinde,
Ruhum utanç duymadan Sana gelebilsin!

LAKOTA KABİLESİNİN REİSİ

25 Şubat 2012 Cumartesi

19 Şubat 2012 Pazar

19.şubat.İZMİR ALTILI GANYANI --- Catherine NOLIN ---



bu gün İzmir yarışları denk atların koşularına sahne olacağından,beklenmedik veya beklenenden ziyade,diğer olabilecek atların kazançlarına sahne olabilir...
1) 1-3-7  .. TANAÇAN - BENİ OZANIM - OSMANCAN ( çalışmaları çok iyi,mesafe görmüş,aynı biniciyle koşacak,sürpriz yapabilir )

2) 1-2-3-6-8 .... GOLDEN COMPASS- SHADOW FAX ONE - DOTATO - İNVEON - SOUND OF STORM

3) 1-2 ........GOLDEN PİE - LADY LİZ .. kiloları ağır olsa da mükemmel durumdalar...

4) 1  .... alışkın binicisi ile birlikte mesafeyi lehine kullanarak iyi guruplarda başarılı yarışları olmasıyla ,müsait rakiplerini geçeceğini tahmin ediyorum...

5) 6-7-12.... ERENHİLAL ( sürprizdir) - YURTKAN - ARICAN ...

6) 1-4-7-14 ... COŞARTAY - VOLGAKIZI - ÇETİNTÜRK - FAROHAN .....  başarılar ....

18 Şubat 2012 Cumartesi

18.şubat.ADANA AT YARIŞLARI -- UTRİLLO --

...by..Utrillo ...

ADANA KUPONUM....
çıkan atlarla birlikte çok basit bir yapıya dönüşen altılıyı bulma ümidindeyim bu kez:
1) 8 banko..eğer bu ata karşı da kelek yaparlarsa(yarış başlamadan atı elden kaçırma, startta oturma vs. gibi sudan sebeplerle, valla bu kez Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağım ...
2) 2-3 arasında biter..
3) 4 banko veya yanına 5 ekleyelim tamamdır...
4) 1-2-3-5
5) 9 banko kaldı bu atların yanında aq...
6) 1-2-3-6-7-10 oldu da bitti maşaallah...