Christina NGUYEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Christina NGUYEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2013 Cumartesi

Fidan KARAKAŞ .. & .. Christina NGUYEN .. .. BİR KADIN, YALNIZ


AKLIMIN TAVAN ARASINDA

Kararsızdı zaman…
Her adımda  biraz daha derine çekiyordu beni tutkularım
Daraltmıştı yolumu gölgesinde koştuğum duvarlar
Üstüme üstüme yıkılırcasına
Seni…
Seni arıyordum
Gölge gibiydin  bir görünüp bir kaybolan
Bense…
Delicesine koşuyordum ardından
Köşelerde uzayan gölgen vardı sadece sen yoktun
 kokun sinmişti soğuk duvarlara
Aklın almadığı bir hikayenin kahramanı
Hayalden gerçeğe dönüşmekte direniyordu belli ki
Sonunda ellerin avuçlarımın içindeydi
Ve işte parmak uçlarındaydı zaman
Dilin  gözün diyemediğini anlatıyordu dokunuşlar
Yangınlar  yangınlar vardı tende ve kalpte
Yasakların  kaygan örgüsünden uzak
Olmazdı olamazdı bu sevda
 Doğmuş ama yaşaması  mümkün olmayan bir çocuk gibi
Ardından göz yaşı dökülesi…
Çağlar ötesinin mekanında tanıktı martılar ve deniz
Bir miladın yaşandığı kendi tarihini bizim için yazıyordu zaman
Muhteşem bir melodi çalarken korkak ürkek yasaklı
Müziğin notalarıyla birlikte
Bitiyordu güzel anlar noktalanıyordu benliğimde tüm baharlar
Hazana razı ruhum renklerini bırakıyordu  gökyüzüne
Gözlerimiz hep uzak noktalara takılı sesiz ıssız ve yenik
Kuşlar geçerken üstümüzden sadece anlamsız birkaç kelimeydi dilimizden düşen
Unutulmaya mahkumdu bu sevda  aklımın tavan arasında ki tozlu raflarda.

                                                                     Fidan





7 Haziran 2013 Cuma

FİDAN KARAKAŞ ...ŞİİR...

ERDEMİN KÜRSÜSÜNDE DÜŞLERİN ÖTESİNDE 


Var oluşun ta kendisidir aslında mutluluk
Farkında olmalı yaşamın özünün


Öz varlığımın derin sessizliğinde 
İyimden kötümden ve merhametimden
Yarattığım adalet çarmıha gerdi beni erdemin kürsüsünde
İşte bu yüzden kızıyorum, yeryüzüne gökyüzüne 


Dile getirmediğim, benliğimde gevelediğim 
Adsız kalmış düş kırıntıları unutmaya direndiklerim
Düşlerin ötesinde özlediğim yitik cennetim

Ruhumu çalmak, tümünü sağmak isterken bedenin
Zehirden hazırlanmış merhemi sürersin ruh yaralarına 
Sessizce acı çekersin
Erdemlerinin göz hapsinde, kendi hükmünü vermesini beklersin

Seyredersin uzaktan uzağa yarattığın kendi cinnetini
Delilik bu olmalı
Açmaya başlarsın içindeki zindanlarının kapılarını tek, tek
Kim bilir belki de çözebilirsin zincirlerini

Huzurun aydınlık kapısına ulaşmak özleniyorsa
Bencilliği yoksul bırakmalı
Doyurmalı erdemleri alabildiğine
Marifetle kullanmalı iyiyi de kötüyü de
Çünkü yok edemezsin ikisini de 

Gün gelir gafil avlanırsan sevda denen muammaya
Bulursun kendini muazzam bir nehrin kıyısında

Eğer oturursan bu hayat kaynağının kıyısına
Mutlaka sıçrar birkaç damlası sana da

Seçimlerindir mutluluk bilincine ulaştıracak seni 
Bilir misin ırkı olmayan tek olgudur sevgi
 
Her insan kendi içinde biraz köle biraz tanrıdır aslında
Var oluşun en büyük arayışıdır mutluluk insanlar yaşadıkça.

FİDAN KARAKAŞ

         ...by Christina Nguyen...