ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATATÜRK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2018 Cuma

BRE GAFİLLER, BRE CAHİLLER... ATATÜRK GİBİ BİR KAHRAMANI NEDEN SEV(E)MEDİNİZ ?




NASIL OLUYOR DA ,BÖYLE BİR "ADAM'ı SEV(E)MİYORSUNUZ?

Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar. Küpelerini almak için kulakları, bileziklerini almak için bilekleri, yüzüklerini almak için parmakları kesildi; acıyla kıvranarak can verdiler.
***
Ateşe verilen Hacı İsmail Köyü ve erkekleri iple bağlanıp yatırılarak kurbanlık koyun gibi kesilen Karadere Köyü'nün kadınlarına tecavüz ettiler.
***
İmranlar Köyü'nde, ırzlarına geçmek üzere bütün kadınları bir eve topladılar; kendilerini korumaya çalışanları lime lime doğradılar.
***
Tekkeler Köyü'nde bacaklarından asılan on beş genç kızı, insan aklının alamayacağı işkenceler yaparak öldürdüler.
***
Karamandıra Köyü'nde yağmaya direnen Hacı Mustafa'yı kurşuna dizip karısının ve kızının ırzına geçtiler. Irzına geçtikleri kızı, yaraladıkları bir ata bağladılar, at can havliyle oradan oraya koştukça kız parçalara ayrıldı.
***
Çınarcık'ta, erkek çocukları, annelerine tecavüz etmeye zorladılar. Yaptıramayınca hepsini süngülediler. Kadınların karınlarını yarıp, kundaktaki bebekleri yardıkları karınlarına gömdüler.
***
İzmir rıhtımında eşlerinden veya oğullarından haber bekleyen kadınların çarşaflarını yırttılar, hakaret ederek yerlerde sürüklediler...
***
Maraş'ta, hamamdan çıkan kadınlara sarkıntılık yaptılar, peçelerini yırttılar...
***
Karacaali'de, köyün kadınlarına kocalarının gözleri önünde tecavüz edip kurşuna dizdiler.
***
Bu satırlar Hâkimiyeti Millîye'den:
"Yunanlıların kadınlara ve kızlara yaptıkları tecavüz, üzerinden yüzyıllar geçse, kendilerini Türklere affettirmek için her şeyi yapsalar, bunu başaramazlar. Binlerce masum kız Yunanlıların eline düşmektense, kurşunla, süngüyle, ateşle ölümü tercih etmişlerdir."
***
İkna olmayan, "resmî tarih(!)"in parçası bulan, inanmayanlar için, bu satırlar da bizatihi işgalciler, işkenceciler, tecavüzcülerle soydaş olan yabancı bir "kadın" gazeteci Berthe G. Gaulis'den:
"Bilecik bir felaket ve acılar diyarı... Henüz dumanı tüten taş yığınları altında kim bilir ne kadar insan cesedi yatıyor... Tecavüze uğramamış genç kız veya kadın kalmamış... Biraz ötede, kızını kurtarmak isterken, kafasına taşla vurularak öldürülmüş bir ihtiyarın mezarı..."
***
Belki de bu nedenle, yani "işgal"in ne demek olduğunu en önce, en çok ve en fena biçimde onlar anladığı için, Türk Kurtuluş Savaşı'nın, Millî Mücadele'nin, Kuvayı Millîye'nin -yahut siz nasıl anıyorsanız o direniş günlerinin- "büyük hainleri" arasında bir tek "Türk kadını" yoktur!

Onlar o sırada "hainlere" karşı yazılacak bir "destan"ın ön sözünü inşa etmekle meşguldür!

Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının ardından "Mebuslar" teslim bayrağı çekerken gazetelere yolladıkları "Millî haklarımızı ve ismetimizi koruyacak hükümet ve erkek yoksa, biz varız" ilanlarıyla eli silah tutan Türk erkeklerine tarihî bir ders verirler mesela!
TBMM başkanlığına gönderdikleri, "Erkekler vazifesini yapmayacak, dinlerini ve vatanlarını, zevce ve hemşirelerini muhafaza etmeyecek kadar aciz ve ilgisiz iseler, düşmana karşı koymak için bize izin versinler. Yalnız topraklara gömerek paslandırdıkları silahları bize versinler. Irzımızı, namusumuzu, iffet ve ismetimizi biz kendi ellerimizle müdafaa edeceğiz" dilekçesiyle, vatan savunmasından kaçanları, yüzlerine tükürmekten beter ederler!

Sultanahmet'ten Kastamonu'ya, Üsküdar'dan Bursa'ya memleketin her yanında "biz kadınlar bu hak cihadında en önde olacağız" diye onlar haykırırlar!
***
Bütün bunlar olur, sadece Anadolu'da değil, Türk kadınları mütareke İstanbul'unda da sarhoş işgalci askerlere meze olmaya, üstelik de "gönüllü meze!" olmaya zorlanırken, onların dramına, çığlık atsalar duyacakları mesafedeki "saray"ında oturan Vahdettin, "işgal güçleri hangi dinden ve milletten olursa olsun onlara Türk misafirperverliği gösterilmesini" buyurur... Atatürk ise, "düşman kaçarken, kadınlarınızı ve çocuklarınızı dağlara ve emin yerlere saklayınız" diye bildiri yayınlıyordur!

Padişah, varlığını "Allah'tan sonra işgalci İngilizlere" emanet ediyorken, Mustafa Kemal kadınların sadece ırzını ve canını kurtarmakla değil, vatanı o mezalimden kurtarıp bağımsızlaştırmak ve onlardan doğacak kız çocuklarının, kız torunlarının yerlerde sürüklenmeyip omuzlarda yükseltileceği bir rejimin temellerini atıyordur!
Hâl böyleyken...
Başka hiç kimseye değil sözüm, bu ülkenin Atatürk'e hakareti, Cumhuriyet'le savaşı marifet sayan kadınlarına bugün;
Siz, nasıl yapabiliyorsunuz?

Nasıl oluyor da, böyle bir "ADAM"ı sev(e)miyorsunuz?


Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU




2 Ocak 2015 Cuma

Neyzen Tevfik .. ŞİİR






BE HEY DÜRZÜ !

ne ararsın tanrı ile aramda
sen kimsin ki orucumu sorarsın
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa niye türban sorarsın
rakı şarap içiyorsam sanane
yoksa sana zararım içerim
ikimizde gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşkende geçerim
esir iken mümkünmü ibadet
yatıp kalkıp atatürke dua et
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soğuyacak bu millet
işgaldeki hali sakın unutma
atatürke dil uzatma sebebsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Neyzen Tevfik

29 Temmuz 2014 Salı

BU NASIL BİR İHANET --- Erdal SARIZEYBEK ---

BU NASIL BİR İHANET


28 Eylül 2011, Çarşamba 20:10:12


Erdal SARIZEYBEK

BU NASIL BİR OYUN, NASIL BİR ALDATMACA VE BU NASIL BİR İHANET



12 Eylül Referandumu yapıldı bu ülkede, huzur ve güvenlik içinde, hiç şehidimiz yoktu… Referandumda “EVET” çıktı, AKP kazandı ve anayasa değiştirilerek yargının kontrolü AKP siyasetinin eline geçti…

PKK sözde “ateşkes”deydi, eylemleri durdurmuştu…

Ardından genel seçimler yapıldı 12 Temmuz’da, seçimler de huzur ve güvenlik içinde geçti, yine hiç şehidimiz yoktu, analarımız ağlamıyordu artık… Ve yine AKP kazandı seçimleri, hem de büyük bir çoğunlukla, doğrudur ya da yanlış ama iktidar oldu bu AKP… PKK, ne garip tesadüftür ki yine sözde “ateşkes” deydi, eylem yapmıyordu ülkemize “AKP BARIŞI” gelsin için…

Referandum bitti, seçimler bitti, AKP tek başına hükümet oldu ve derken her gün şehit vermeye başladık, her gün, ama neden? PKK her eylemiyle AKP siyasetine güç kazandırdı, halkımızı bıktırdı, Meclis açılımıyla birlikte anayasal değişikliklerin yapılması için kamuoyu hazırladı, sanki anayasa değişince terör bitecekmiş gibi… Baksanıza başbakan bile “ciğerim yanıyor” demeye başladı… Bunu bir kenara koyalım ve devam edelim yaşadıklarımızı anlatmaya…

Seçimler huzur içinde yapılmış ve PKK’nın siyasi kolu ve kanadı BDP milletin sözde vekili olmuştu kâğıt üzerinde… Bir Hasip Kaplan meselesi çıktı, ortalık karıştırıldı ve BDP Meclis’e girmeyeceğini ilan et, ortalık daha da karıştı... İmralı’ya özgürlük, diyordu BDP, teröristlere af, diyordu ve askeri operasyonlar dursun, diyordu… O bunları söylerken, biz her gün şehit oluyorduk kahpece saldırılarla… Ama bugün, 28 Eylül, BDP yine çıktı ortaya ve Meclis’e gireceğini açıkladı, hem de Meclis’in açılmasına dört gün kala… Peki, ülkemizde ne değişmişti ki bu BDP aniden Meclis’e girmeye karar vermişti?

Derken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Almanya’ya gitti, uçakta “Muhsin Yazıcıoğlu Kazası”nı dillendirdi… Askerden olan şüphelerini açıkladı, medya yazdı da yazdı… Ardından Bülent Arınç’ın açıklamaları geldi ve bugün Türk Ordusu’na karşı operasyonlar başlatıldı, her yere baskın, aramalar… Operasyonun adı da, tıpkı Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi TORNAVİDA OPERASYONU oldu…

Neden, tüm bunların arda arda gelmiş olması, neden?

Tek nedeni var: Anayasa Değişikliği… Buna bağlı birçok neden sıralayabiliriz ama asıl neden, Meclis’in açılmasıyla birlikte başlayacak olan Anayasa Değişikliği çalışmalarıdır… Demek ki bu anayasal değişiklikle “önemli şeyler değişecek” ülkemizde ve AKP siyaseti halkımızın bunun farkında olmasını istemiyor… Çünkü AKP bu, önemli işlerin arifesinde hem gündemi başka konularla meşgul ederek, hedefine ulaşmayı adet edinmiş bir AKP!

Şimdi ne oldu?

Onlar anayasayı değiştirirken biz “TORNAVİDA” operasyonuna takılıp kalacağız, her gün” tornavida” konuşacağız, ana gündem “tornavida” olacak anayasa değil…

PKK siyasetçileri bu arada yemin edip Meclis’e girecek, biz PKK’nın nasıl dize getirilmiş olduğunu konuşacağız, anayasayı değil… Öyle ya Başbakan ne demişti PKK için; “tıpış tıpış gelecekler”… Geliyorlar işte, Başbakan da zafer kazanmış kumandan edasıyla çıkıp konuşacak, “PKK’yı dize getirdim” diyecek… Biz de “Kahraman Başbakan”ı konuşacağız, anayasayı değil…

Bu arada küçük bir kara harekâtı da olabilir, Hakurk’a doğru, Basyan’a doğru, küçük… Barzani’ye dokunmayan, peşmergeye dokunmayan, Barzani bölgesine girmeyen, ABD’ye dokunmayan küçük bir kara harekâtı… Bu harekâta Barzani ve Talabani de destek vermiş gibi her gün medyada anlatılabilir, “Kahraman Barzani”… Bu harekâta ABD de destek verebilir ve olur “dost ve kardeş ABD”… Bu harekât medyada çok büyüyebilir ve her gün AKP siyasetinin terörle mücadele kararlılığı da gündeme getirilebilir…

Tüm bunlar yaşanırken, bizler tornavidayla, PKK’yla, Barzaniyle uğraşırken, anayasa hazmettire hazmettire değiştirilebilir…

Peki neden? Bir anayasal değişikliği toplumun dikkatinden uzaklaştırabilmek için bunca oyun, bunca aldatmaca neden?

Nedeni yine değiştirilmesi planlanan anayasadır…

Mevcut Anayasamızın başlangıç maddelerini bir okuyun; hep “Türk Milleti” der, hep “Atatürk” der, hep “Atatürk ilke ve inkılâpları” der… İşte birinci neden budur: bu maddeler değiştirilecek ve “başında Türk olan”, “sonunda Türk olan” her madde kaldırılacak, planları bu…Mevcut anayasamızın 66. Maddesini okuyun, Türk’ün tanımını yapan… Bu madde kaldırılacak, planları bu; “Türk” anayasadan çıkarılacak, projeleri bu…

Türk tarihi bir yanda yok edilirken, öte yanda Doğu’da tampon yönetimler kurulup Anadolu ile Asya’nın bağını kesmeye çalışacaklar, plan bu, proje bu…

Peki, ne olur Türk çıkarsa, Atatürk çıkarsa, Türk Milleti anayasadan çıkarsa ne olur? Tampon yönetim kurulursa ne olur?

En aşağı yedi bin yıllık Türk Tarihi Anadolu’da silinmiş olur, bu bir…

Türk kimliği ve varlığı Anadolu’da yok edilmiş olur, bu iki…

Anadolu’da yaşayan biz Türkler, kimliksiz bir sürü toplumuna dönüştürülmüş oluruz, bu üç…

Atatürk’e ağır bir kurşun atılmış olur, “çocuklarımızın hafızasından Atatürk, Türk Tarihi, Türk gibi kutsal değerler unutturulmuş ve silinmiş” olur, bu dört…

Asya’daki Türk dünyası ile bağımız kesilir, bu beş… Ermenistan’ı niye kurdular sanırsınız, Azerbaycan ile Türkiye’nin arasındaki mevcut coğrafi bağı kesmek için! Kerkük’ü neden Barzani’ye işgal ettirdiler sanırsınız, Musul ve Kerkük’teki Türkmenlerle Anadolu’nun bağını kesmek için!

Bunların üzerine Dinler arası Diyalog’u koyun, Anadolu Hıristiyanlaştırılır…

Üstüne özelleştirmeleri koyun, Anadolu kaynakları yabancıların eline geçer, kaynağını yönetemeyen bir millet köle olur…

Üstüne de özel okullar ile Gülen cemaatini koyun, çocuklarımız devşirilir, Türk’e yabancı olur, belki de düşman…

Üstüne AKP’nin ileri demokrasisini koyun, Doğu’da yönetim elimizden gider, tampon yönetimlerle “Anadolu’daki Biz Türklerin Asya’daki Türklerle ile bağı” koparılır…

Sonuç ne olur: Anadolu’nun zengin kaynaklarını yönetemeyip yabancılara devreden, çocuklarını okutamayıp yabancılarla devşiren, Türk kimliğine sahip çıkamayıp sürüleştirilen, kimliksiz, dinsiz, kişiliksiz bir sürü toplumu, geçmişi ve geleceği olmayan bir sürü…

Bu nasıl bir oyundur, bu nasıl bir aldatmacadır, bu nasıl bir ihanettir!

Kaynaklarımızı özelleştirsinler, nasıl olsa bir gün geri satın alırız…

Heybeliada Ruhban Okulu’nu açsınlar, biz Müslümanız, kolay değildir bizi Hıristiyanlaştırmak…

Ama Doğu’da tampon yönetim kurulursa ülkemiz parçalanır ve parçalanma kanla olur anayasa ile değil… Kimliğimizi kaybedersek tarihimizi de kaybetmiş oluruz, tarihimizi kaybedersek gücümüzü, şehitlerimizi, değerlerimizi, varlığımızı, namus ve şerefimizi kaybetmiş oluruz ki buna asla izin vermeyeceğiz, buna asla izin vermeyiniz…

İşte bunun için bunca oyun, bunca aldatmaca, bunca ihanet, anayasamızı değiştirerek, “Atatürk ve Türk değer ve kavramlarını” silerek tarihimizi ve kimliğimizi yok etmek için…

Buna asla izin vermeyiniz aksi halde tarihimiz ve gelecek nesillerimiz, çocuklarımız bizleri lanetle hatırlayacaktır… Mezarda bile rahat bırakmayacaklardır bizi, etimizi, kemiğimizi itler, köpekler yiyecektir…

Buna asla izin vermeyiniz....




http://askerhaber.com/kose-yazisi/786/bu-nasil-bir-ihanet.html

19 Mayıs 2014 Pazartesi

19 MAYIS 1919 - TÜRK HALKININ DİRİLİŞİ



19 MAYIS'LAR BİZİMDİR 

TÜRK HALKININ DİRİLİŞİDİR 

YÜCE ATA'M RUHUN ŞAD OLSUN 

ÜZERİMİZDEKİ BAKIŞIN KUTLU OLSUN


6 Mayıs 2012 Pazar

Sevgi TAMA ' dan SEVGİLERLE

....by.. Elena DROBYSHEVA....


'' SİZİN CEMAATTEN BİR BAYANIN YAZISI: 1932 yılında Türkiye de ilk kez cumhuriyet gazetesi bir güzellik yarışması düzenledi ve yarışmayı Keriman Halis(19) kazandı...aynı dönemde Belçikanin spa şehrinde de 28 ülkenin katılacagi dünya güzellik yarışması düzenlendi...Türkiye yi temsilen Keriman halis te yarışmaya katıldı...yarışma günü geldi güzeller jüri karşısına çıkıp kendilerini gösterdi...herkes merakla kimin kazanacağını bekliyordu tam bu sırada başkan kürsüye çıkıp jüri üyelerine şu açıklamayı yaptı..."biz bugün zaferimizi kutluyoruz. Yüzyıllardır Dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren OSMANLİ İMPARATORLUĞU bitmiştir..Ormanliyi biz bitirdik ve bu kızı (Keriman halis)i zaferimizin tacı kabul edip kraliçe seçeceğiz...bu yıl güzellik kraliçesi seçmiyoruz zaferimizi ilan ediyoruz ve kutluyoruz.... ıslamiyeti ve Türk leri yenmenin zaferi....bir zamanlar sokağa bile pencere arkasından bakan müslüman kadınların temsilcisi olan Keriman halis Türk güzeli karşımıza mayo ile çıkıp kendini bize beğendirmeye çalışmıştır"....Jüri üyeleride açıklama üzerine TÜrkiye yi temsil eden Keriman halisi kraliçe seçmiştir... Ne acı bir olay....bütün dünya bizleri parçalamaya uğraşıyo ve bu olayda bunun bir göstergesi...Kuran ı kerim i elimizden alma uğraşı içinde ...Allah kahretsin bölücüleri...''''BU DA DEVAMI:Bu şahsi birşey değil bu olayı iyi değerlendirirseniz esas suclulun Keriman halis mi yoksa başkalarımi diye anlarsiniz....örnek olarak Şuan dizi haline getirilmiş muhteşem yüzyıl dizisi tamamiyle saptırılmiş o denemde bırakın açık elbiseler giymeyi hükümdar in karşısına saçının tek teli dahi görünmemesi gerekiyordu bir kadının çıkması için nda çok zor....Keriman halis nasıl gitmiş nasıl olmuş diye..felsefe yapin merakınız gider belki.''

 BU DA BENDEN:''Sen başına yamalık parçası geçirdiğinde İMAN mı kazanıyorsun , sen bedenine yamalık parçası geçirince İMAN mı kazanıyorsun, sen 4 duvar arasında yaşayınca İMAN mı kazanıyorsun, bak sana bir hikaye anlatayım; papazın biri kilisede vaaz veriyormuş o sıra telaşla içeri bir çocuk girmiş, köyü su basıyo herkes canını kurtarsın demiş, herkes kaçmış bizim İMAN ı bütün papazımız kaçmamış, Allah beni korur demiş, sular basınca birinci katı ikinci kata çıkmış oradan geçen gemi demiş ki Papaz efendi gelsene ne yapıyorsun orada, yok demiş Allah beni kurtarır, sonra sular gelince 3. kata çıkmış yine bir gemi çağırmışlar gitmemiş en son çatıya çıkmış, sonra öte dünyada açmış gözünü demişler ki Al sana cennetin anahtarı yok demiş istemiyorum neden demişler ben Allah a kırgınım çok inandım ona ama baksanıza burdayım. YUKARDAN BİR SESLE İNLEMİŞ ORASI SÖYLEYİN O SALAĞA 2 GEMİ 1 HELİKOPTER GÖNDERDİK....Şimdi siz o yamalık parçasıyla kapadığınız kafanızdan içeri her tür bölücü düşünceyi alıyorsunuz bu 1, bu vatanda doğdunuz Osmanlı Ataları şeriat uyguluyordu diyorsunuzuz 2, benim vatanımın genç taze evlatlarına Allah uğruna 100 kişi öldürürsen şu kata 1000 kişi öldürürsen şu kata gidiliyo diye benim vatanım evlatlarının beynini yiyorsunuz, sen sanıyorsun ki Türk Ataları izin verir senin bölücü düşüncelerine, bak ben sana Türk ü anlatayım, bizim İMANIMIZ eteğimizin altında değildir biz onu başımızın üstünde kalbimizdeki Aşkla taşırız, biz dik bir boyunla taşırız o kafayı, benim vatanımın hiç bir kadını erkek karşısında boyun eğmez ama asla erkeğine de saygısızlık etmez. beni 4 duvar arasına sokacak adam daha anasından doğmadı. ben özgürlük benim karakterimdir diyen Ataların evladıyım, senin saç telinle namusun mu gidiyo bil ki benim topraklarımın asil evlatları kadına nefis aleti olarak bakmaz, o ancak nefsi gözünü kör eden hadsiz bakışların yapacağı iştir. korkma bu topraklarda çıplak yürüsen insan olan sana el sürmez, o bakışlar ki o bakışlar bölücü düşüncenin girdiği her kalbe yerleşir..deprem bölgesinde nice can kaybettik bir ALİM çıktı bunlar günahkar ondan deprem oldu Allah onları gömdü dedi...bir genç kız şortlu diye hırpalandı kimse o kıza yapılanın yanlış olduğunu söylemedi...şimdi siz büyük olaylardan Allah ı arar olmuşsunuz, Yüce Allah bizleri gazabından korusun...Hakkıyla hakka tapan milletimdir İstiklal!
 ŞİMDİ SAÇ TELİNİ GÖSTERMEYEN KARDEŞ, TÜM BU YAZILANLARI OKU OTUR SEN FELSEFE YAP..BİZ FELSEFE YAPMAYIZ BİZ GERÇEKLERDEN KONUŞURUZ...SEN TİYE ALIYON HE SENBÖLÜCÜSÜN HE ...KİME ATASINI SEVENE...
 Sevgi Tama