ruh renklerle rezonansa girer .. yaratıcılık cesaret ister .. Yüreğin bir bildiği vardır , aklın hiç haberdar olmadığı... Yayınlanan eserlerin tüm hakları ait oldukları sanatçılara ve ilgililerine aittir.© Allrights are reserved by the artists who created the works referenced herein...
RUH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RUH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Aralık 2017 Cumartesi
21 Mart 2015 Cumartesi
Aşık Veysel Şatıroğlu .. '' bir Aşık Veysel yeter bu dünyaya .. mana kapısıdır insanlığa ''
Aldanma cahilin kuru lafına,
Kültürsüz insanın kulu yalandır..
Hükmetse dünyanın her tarafına,
Arzusu hedefi yolu yalandır..
Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz,
Gül dikende biter diken gül olmaz,
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz,
Peteksiz arının balı yalandır..
İnsan bir deryadır ilimle mahir,
İlimsiz insanın şöhreti zahir,
Cahilden iyilik beklenmez ahir,
İşleği ameli hali yalandır,,
Cahil okur amma alim olamaz,
Kamillik ilmini herkes bilemez,
Veysel bu sözlerin halka yaramaz,
Sonra sana derler deli yalandır..
Aşık Veysel Şatıroğlu
29 Temmuz 2014 Salı
KALP YOLCULUĞU
KALP YOLCULUĞU
Varoluşundan beri insanoğlunun yegane gayesi mutluluğu arayış olmuştur. Söz konusu amaca çeşitli inanç ve disiplinlerde değişik yollarla ulaşılmaya çalışılmıştır. Dünyevi ve uhrevi olsun mutluluk arayışındaki anlatımlarda merkezileşen kavram “Kalp” kavramıdır. Özellikle İslami tasavvuf anlayışında “Kalp” kavramı nirengi noktasıdır. Söz konusu kalbin yolcusu kendisini olgunlaştıran merhalelere yolculuk yapacaktır.
“Kalbin yolcusu.com” sitesinde de açıklanmaya çalışıldığı gibi maddi kalp ile manevi kalp birlikte düşünülmeli ve değerlendirilmelidir.Zira, Hz.Peygamber (S.A.V.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır.
“Dikkat ediniz. Bedende bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; bozuk olursa bütün beden de bozulur. İşte o kalptir”. (Buhari, Müslim, İbni Mace).
Kalp kavramı, lügat anlamıyla “bir şeyin özü ve merkezi” anlamındadır.
Kuranı kerimde “İnsan varlığının özü” olarak sunulmaktadır. Kuran’da insan varlığının iki kaynağına zaman zaman değinilmektedir. Bunlardan birisi topraktan geldiği, diğeri de kendisine ilahi nefha diye adlandırılan “ruh”un verildiği hususudur. Bunlardan toprak insanın maddi cephesinin dayanağı, ruh ise manevi yönünün teşekkülünü ifade etmektedir. Kuranı Kerim ifadesiyle insanın topraktan gelen maddi yapısına Rabbin emrinden olan ruh nefhedilmiştir. Ruhun bedendeki ilişkisi “nefs” adını almıştır. Kuran’da ruha ilişkin ayetler, incelendiğinde ruhun yaratılış başlangıcında devreye giren ve maddi yapıyı tamamlayarak insan varlığını ortaya çıkaran manevi bir cevher olduğunu görüyoruz.
Bu ilk oluşumdan sonraki aşamalarda ruh yerine sürekli “nefs” kavramı devreye girer. Ahiret aleminde muhatap kabul edilen nefstir. Ölüm anında bedeni terk eden ruh-nefs kavramı birlikte anılmaktadırlar.
İnsan hakikatini oluşturan bu manevi cevher bedenle iç içe olmakla birlikte uyku halinde geçici ölüm halinde ise tamamen bedenden ayıralabilmektedir. İşte bu noktada manevi kalp nefs cevherinin çekirdeğini (lübbünü) oluşturmaktır.
Bir sufi üstadı olan El – Tirmizi (8.yüzyılda yaşamıştır) ‘ye göre kalbin dört istasyonu vardır. Bunlar Göğüs (Sadr), kalp, iç kalp (lüb) ve en iç kalp (lübbül-lüb) tir. Bu dört istasyon ortak merkezli iç içe küreler gibi birbirlerinin içlerinde yeralır
Sadr: Dinin zahiri formlarının yani amel nurunun mekanıdır.
Kalp: İman nurunun mekanıdır.
Lüb (içkalp): Marifetullah nurunu barındırır.
Lübbül lüb (En iç kalp): Tevhit ve Ehadiyet nurunun mekanıdır.
Bu dört istasyon El-Tirmizinin analiziyle bir çiftliğin farklı mekanları gibidir. Göğüs, çiftliğin sınırlarını belirleyen vahşi hayvanlara yada yabancılara en fazla açık olan en dış kısmı gibi en dış bölgeyi oluşturur. Kalp ile dünya arasındaki ara yüzeydir. Kalp, evin kendisine karşılık gelir. Duvarlarla çevirili, kilitli, daha fazla kapılarla güvenlik altına alınmıştır. Yalnızca aile üyeleri ve davetli misafirler girebilir. İç kalp ise ailelerin en değerli malvarlıklarını içinde saklayan kilitli hazine odasıdır. Anahtarı çok az kişide mevcuttur.
İnsanın maddi yapısıyla manevi yapısı arasında sıkı bir ilişki mevcuttur. Kişinin, manevi yönünün fonksiyonları yerine getirebilmesi, ancak maddi varlığının sıhhatiyle gerçekleşebilir. Bu açıdan manevi kalp ile maddi kalbi iç içe düşünmek, manevi kalbin akıl yürütme yeteneğiyle maddi kalple bağlantılı beynin bir şekilde irtibatlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Akıl, kalbin bir fonksiyonudur. Kuranı Kerim, iş göremez hale gelen bir kalbin akletme fonksiyonunun da olamayacağına işaret etmiştir.
Kuran kerimde kalbe nispet edilen fonksiyonlar felsefede genellikle nefs ve akıl başlıkları altında incelenmiştir. Psikoloji kelime anlamıyla “ruh bilimi” manasına gelsede incelemelerinde kalbe çok az yer vermiştir.
Kitabı Mukaddesle Kuranı Kerim arasında kalp kavramına yüklenen fonksiyonlar bakımından tam bir benzerlik söz konusudur.
İslam düşünce tarihinde ise kalple ilgili en geniş en kapsamlı değerlendirmeler sufiler tarafından yapılmıştır. Onlar kalbe nazargah-ı ilahi olarak bakmışlardır. Selim bir kalbe erişmeyi amaç edinmişlerdir. Onlara göre kalp, Rahman’ın istiva ettiği Arş’ıdır. Gerçek Kabedir.
Dolayısıyla Mevlayı arayan kimse gönlüne doğru sefere çıkmalı, nefs engelini aşarak ona ulaşmalıdır.
Bir anekdot:
Bir şeyh hastalıktan daha yeni kurtulmuştu. Kış mevsimiydi, bu nedenle onun dervişi daima şeyhin sabah namazı abdesti için suyu ısıtmak üzere erkenden kalkardı. Bir sabah derviş uyandı ve üstadının çoktan uyanmış olduğunu gördü. Bir su ibriğini kaptı ve sıkıca göğsüne bastırdı. Suyu dökmeye başladığı zaman, su şeyhin ellerini yaktı. Şaşıran şeyh sevgili dervişine sordu. ” Nerede kaynattın bunu?” Derviş cevap verdi.
“Gönlümün Ateşinde.”
Kalp kavramı Kuran-ı Kerimde 132 yerde geçmektedir. Olumlu ve olumsuz bir çok kavramla ilişki kurulmuştur. İman, inkar, nifak gibi inaçsal yönelişler kalbe nispet edildiği gibi tevbe, takva , tevekkül, tevazu, ve kibir gibi olumlu olumsuz ahlaki değerle de kalbe izafe edilmiştir.
Kuran Kerimde; Allah ile insan arasında Allah’tan kabe, kalpten Allah’a doğru çift yönlü bir ilişki mevcuttur. Vahiy mesajlarının iletildiği yer kalptir. Allah, insanın kalbine nazar eder.
Kalp, değişken olup dış etkilere açık bir özellik taşır. Eğer kalbi dış etkilere karşı koruyucu etkenlerle teçhiz edersek onu sahili selamete ulaştırabiliriz. Bu koruyucu etkenler; iman, marifet, muhabbet, zikir, takva, teslimiyet ve duadır. Eğer bunu başaramazsak, bu takdirde inkar, şirk şüphe ve nifak gibi olumsuz yönelişler söz konusu olacaktır.
Kuranı Kerimin kalbe nispet ettiği temel fonksiyonlar şunlardır.
- Kalp, Allah ile insan arasındaki ilişkilerin odak noktasıdır.
- İdrak, bilgi ve duygu merkezidir.
- Zahiri ve batını (Açık veya gizli) her türlü amellerin kaynağıdır.
İnsanın manevi yaşamı bakımından bu derece önemli olan kalp titizlikle korunmalı ve olumlu etkenlerle geliştirilerek Allahın razı olacağı koruma getirilmelidir. Kalbi selimden anlaşılması gereken de budur. Nefsin kötülüğü emredici fısıltıları ile kötü çevrelerin etkilerinden korumak gerekir. İstiğfar (bağışlanmayı dileme) kalbi karartacak olan günah izlerini ortadan kaldırır. Zikrullah (Allah anmak) ise kalbin tatmin ve huzurunu temin eder. Burada karşımıza “Dua” çıkmaktadır. Kuranı Kerimdeki Eş – Şuara suresinin 87-89. ayetlerinde yer alan Hz.İbrahim’in (A.S.) Duası çok güzel bir örnektir. “(Rabbim), malın ve evladın fayda vermediği, ancak Allaha kalb-i selim getirenlerin fayda göreceği o diriliş gününde, beni mahçup etme.”
Son olarak Allahü tealanın meleklerin dilinden bize öğrettiği dua ile kalbin yolculuğunu noktalamak gerekir.
El-Bakara 32.ayet.
“……. Seni tenzih ederiz (ya Rab) Senin bize öğretiğinden başta hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi bilen Alim ve yaptığı her şeyi hikmette yapan Hakim ancak sensin.”
Bu yazı, Dr.Adem Ergül’ün Marmara Üniversitesi İlahiyat FakültesindeTefsir Ara Bilim Dalındaki Doktora Tezi ile Prof.Dr.Robert Frager’ın “Kalp Nefs Ruh” adlı eserinden derlenerek hazırlanmıştır.
(alıntı)
30 Temmuz 2013 Salı
İÇİMİZDEKİ GERÇEK -- İŞİN SIRRI
...by Maurice de Vlaminck...
Sanki bu yolculuk gizemli bir anlama sahipmiş gibi, heyecanlı bir şekilde gitmeye hazırlanıyordum. ŞİMDİYE KADAR dedim kendi kendime, SADECE GÖLGEYİ GÖRDÜN VE ONUNLA TATMİN OLDUN; ŞİMDİ İSE; SENİ ÖZE GÖTÜRÜYORUM
NİKO KOZANTAKİS
İçinde bulunduğunuz anda sakin ve rahat olun, o anda ne yapmaya ihtiyaç duyuyorsanız onu yapın, “Gelecek” için endişelenmenize gerek yok. Kararlarınızın sonuçlarını hesaba katmak, sorumluluklar seçmektir. Bu, içinde bulunduğumuz anda güçlü bir biçimde üretmek anlamına gelir.
Yaşamımızda “acaba”larla “ya şöyle ya böyle olursa” vs. gibi kuşkularla güç kaybetmeyin. Bunların sınırı da sonu da yoktur.
Gücümüzü şu ana, şimdiki zamana toplayın. Gücümüzü sadece, dünyada yaşadığımız ‘bugün’de tutun.
Neye ihtiyacınız varsa onu sonuna kadar yapın. Seçiminiz, uygun zamanda açık bir dürtü ve güven taşıyarak ortaya çıkacaktır. Bırakın zamanlamayı içsel sesiniz yapsın.
İçinize yönelin, olayı düşünün, kendinize nasıl hissettiğinizi sorun ve sonra harekete geçin, sonuca odaklanın. Kendinize fırsat tanıyın. Niyetlerinizi kalbinizde hissedin. Kendinizi insanlara açın. Güven duyun. Tüm duygularınızın bilincinde olun, ancak o zaman mutlak güce ulaşırsınız. İnsanlarla ilişkiye girme konusunda yeterli cesarete sahip olmadan büyüyemezsiniz. Korkularınızla mücadele edin.
Kendinize her an en olumlu davranış biçimini seçme izni verin. Beden içinde bir ruh olmak yerine ruhun içinde bir beden olun.
Sürekli olarak değişim ve gelişim içerisindeyiz. Üzerinde yürüdüğümüz yolu, gideceğimiz noktayı ve hareket halinde olanı görebilecek durumdaysak bu değişimden çok daha kolay geçeriz.
Bu bakış açısını sizlere sadece sunuyorum, ille de kabul etmeniz gerektiğini söylemiyorum. Bilgeliğe ve kalbe giden o kadar çok yol var ki…
Bu bizim en büyük zenginliğimiz. Gelin Bilgelik yolunda, değişim ve gelişim yolunda kuzey ilkeleriyle bütünleşip İÇİMİZDEKİ GERÇEKLE KUCAKLAŞALIM.
İçimizdeki BEN’le buluşalım. Bütünleşelim. Bunun için yeterince bekledik öyle değil mi?
İŞİN SIRRI :
Hayatın içerisinde her zaman var olan çarkımız mevcut “HAYAT ÇARKI” rahatlığımız, fikirlerimiz, tutumlarımız, korkularımız vb. gibi.
Durumlar aslında “hayat çarkımızın yönünü belirler.” Hayat çarkımızı hızla ileriye çevirebilen tek güç ise“HEDEFLERİMİZ” dir.
Ne isterseniz onu alırsınız. Gideceğiniz yönü bilmiyorsanız hiçbir şey alamazsınız.
Yaşamımızda “acaba”larla “ya şöyle ya böyle olursa” vs. gibi kuşkularla güç kaybetmeyin. Bunların sınırı da sonu da yoktur.
Gücümüzü şu ana, şimdiki zamana toplayın. Gücümüzü sadece, dünyada yaşadığımız ‘bugün’de tutun.
Neye ihtiyacınız varsa onu sonuna kadar yapın. Seçiminiz, uygun zamanda açık bir dürtü ve güven taşıyarak ortaya çıkacaktır. Bırakın zamanlamayı içsel sesiniz yapsın.
İçinize yönelin, olayı düşünün, kendinize nasıl hissettiğinizi sorun ve sonra harekete geçin, sonuca odaklanın. Kendinize fırsat tanıyın. Niyetlerinizi kalbinizde hissedin. Kendinizi insanlara açın. Güven duyun. Tüm duygularınızın bilincinde olun, ancak o zaman mutlak güce ulaşırsınız. İnsanlarla ilişkiye girme konusunda yeterli cesarete sahip olmadan büyüyemezsiniz. Korkularınızla mücadele edin.
Kendinize her an en olumlu davranış biçimini seçme izni verin. Beden içinde bir ruh olmak yerine ruhun içinde bir beden olun.
Sürekli olarak değişim ve gelişim içerisindeyiz. Üzerinde yürüdüğümüz yolu, gideceğimiz noktayı ve hareket halinde olanı görebilecek durumdaysak bu değişimden çok daha kolay geçeriz.
Bu bakış açısını sizlere sadece sunuyorum, ille de kabul etmeniz gerektiğini söylemiyorum. Bilgeliğe ve kalbe giden o kadar çok yol var ki…
Bu bizim en büyük zenginliğimiz. Gelin Bilgelik yolunda, değişim ve gelişim yolunda kuzey ilkeleriyle bütünleşip İÇİMİZDEKİ GERÇEKLE KUCAKLAŞALIM.
İçimizdeki BEN’le buluşalım. Bütünleşelim. Bunun için yeterince bekledik öyle değil mi?
İŞİN SIRRI :
Hayatın içerisinde her zaman var olan çarkımız mevcut “HAYAT ÇARKI” rahatlığımız, fikirlerimiz, tutumlarımız, korkularımız vb. gibi.
Durumlar aslında “hayat çarkımızın yönünü belirler.” Hayat çarkımızı hızla ileriye çevirebilen tek güç ise“HEDEFLERİMİZ” dir.
- Hayatınızın akışını değiştirmek istiyor musunuz?
- Gerçekten gerçekten değiştirmek istiyor musunuz?
Ne isterseniz onu alırsınız. Gideceğiniz yönü bilmiyorsanız hiçbir şey alamazsınız.
(alıntı:Yazar: NLP Lideri Mustafa Kılınç)
29 Temmuz 2013 Pazartesi
EOS der ki .....
...by Vasili Kirillovich Nechitailo - Nude Masha 1976...
EOS Tüm insanlığa şöyle der;
- Kalbinizdeki saf niyeti duyumsayın.
- Bilgi beraberinde güç, güç beraberinde sorumluluk getirir. Sorumluluklarınızı bilin.
- Ancak öğrenciler hazır olduklarında öğretmenleri ortaya çıkar. Onun için her zaman bilgiyi ve mesajları almaya hazır olun.
- Bil ki; paranın değeri sadece senin ona verdiğin değer kadardır.
- Kadim Bilgeliğin sırlarını öğrenmeden önce, nasıl bugün olduğumuz kişi olduğumuzu öğrenmemiz gerekir.
- Zihnini, kalbini ve ruhunu zirve için hazırla ve yaşam yolculuğunda başarılı olacağından emin ol.
- Görevine bağlı kal, gölgeler yakına gelse bile, sana başaramayacağını telkin eden sesler duysan bile, hepsinden kurtul, uzaklara süzülüp gitmelerine izin ver, bir nefes al, ışığın
- içine gir. Kılavuzlarını çağır, içsel gücüne güven ve yolculuğu deneyimle.
- Her insanın hayatında bir gerçeklik anı vardır. Bunu her an hatırla.
- Bir soru sorduğunda ve cevabını aradığında, cevap ancak hazır olduğunda seni bulacaktır.
- Basitçe söylemek gerekirse yaşam güvenli değil. Sadece ölüm garanti.
- Güvenli yaşamayı seçen insanlar gerçek ölümlerinden önce ölürler. Çünkü hayat ancak risk alınırsa hissedilir ve yaşanır. Risk almayan insanlar aslında yaşamıyorlardır.
- İçindeki gücün farkında ol. Bu güç sabırla ortaya çıkarılmayı bekler. O kadar parlak bir ışıktır ki karanlığı hemen yok eder.
- Düşüncelerin senin gerçekliğini yaratır. Yaşamda zihninin kontrolünü elinde tutmalısın.
- Yaşamda tereddüt etmeyin. Ustalar asla geri dönemeyeceklerini bilirler.
- Zihninin doğru olarak algıladığı şeyler senin gerçeğin haline gelir. Hayattaki tek görevin sevmeyi öğrenmek
- Huzurlu bir hayat yaşamak istiyorsan, korkularını bırakmalısın. Kontrol edebileceğin tek şey şimdinin sonsuz anı. İstediğin zaman yardım gelecektir. İstemesini ve aramasını bil.
- Hayatta bir şey yapmanız için sadece dört sebep vardır.
- Neşe - Huzur - Sevgi - Mutluluk - Bilin ki; Hayatta tatmin etmiş olarak hatırlayacağınız olayların hepsi sevgi ile bir şey yapmış olduğunuz anlardır. Bununla karşılaştırıldığında geriye kalan her şey unutulur.
- Niyetin saf olsun. // İradeni odakla // Farkındalık düzeyine dikkat et // Karakter özelliklerini ortaya çıkar.
- Yaşamın ALTIN ÇAĞI, insanlar hazır olduğunda başlayacak. Kendini sev, hataların için kendini affet ve kendi içinde başkalarını da hatalarından dolayı affet.
- Her zaman sevgi, zarafet ve bolluk içinde yolculuk etmek için karar ver.
- Evrende kıtlık yok. Kıtlık sadece insanoğlunun beyninde… EOS
(Bir zamanlar çok uzak yerlerden gelmiş bir Tanrıça vardı. Bu Tanrıça EOS’tu. EOS; zamanın başlangıcından bu yana insanların arzuladıkları, özledikleri ve aradıkları kutsal bir bilgelik taşıyordu. EOS için ister yaşlı olsun ister genç, ister engin olsun ister fakir, başarılı olun ya da olmayın, bir ilişkiniz olsun ya da olmasın, siyah olsun ya da beyaz hiç fark etmez. EOS’un mesajı herkes içindir.)
(alıntı: Yazar: NLP Lideri Mustafa Kılınç)
7 Haziran 2013 Cuma
FİDAN KARAKAŞ ...ŞİİR...
ERDEMİN KÜRSÜSÜNDE DÜŞLERİN ÖTESİNDE Var oluşun ta kendisidir aslında mutluluk Farkında olmalı yaşamın özünün Öz varlığımın derin sessizliğinde İyimden kötümden ve merhametimden Yarattığım adalet çarmıha gerdi beni erdemin kürsüsünde İşte bu yüzden kızıyorum, yeryüzüne gökyüzüne Dile getirmediğim, benliğimde gevelediğim Adsız kalmış düş kırıntıları unutmaya direndiklerim Düşlerin ötesinde özlediğim yitik cennetim Ruhumu çalmak, tümünü sağmak isterken bedenin Zehirden hazırlanmış merhemi sürersin ruh yaralarına Sessizce acı çekersin Erdemlerinin göz hapsinde, kendi hükmünü vermesini beklersin Seyredersin uzaktan uzağa yarattığın kendi cinnetini Delilik bu olmalı Açmaya başlarsın içindeki zindanlarının kapılarını tek, tek Kim bilir belki de çözebilirsin zincirlerini Huzurun aydınlık kapısına ulaşmak özleniyorsa Bencilliği yoksul bırakmalı Doyurmalı erdemleri alabildiğine Marifetle kullanmalı iyiyi de kötüyü de Çünkü yok edemezsin ikisini de Gün gelir gafil avlanırsan sevda denen muammaya Bulursun kendini muazzam bir nehrin kıyısında Eğer oturursan bu hayat kaynağının kıyısına Mutlaka sıçrar birkaç damlası sana da Seçimlerindir mutluluk bilincine ulaştıracak seni Bilir misin ırkı olmayan tek olgudur sevgi Her insan kendi içinde biraz köle biraz tanrıdır aslında Var oluşun en büyük arayışıdır mutluluk insanlar yaşadıkça. FİDAN KARAKAŞ
...by Christina Nguyen...
17 Kasım 2012 Cumartesi
SPİRİTUALİZM - RUH'SAL VARLIK
| |||
Spiritüellik güçlü bir ilkedir. Spiritüelliği din ile karıştırmamak gerekir. Spiritüellik, yani ruhanilik, sizin Yaratıcı Kaynağınızla olan teke tek içsel ilişkinizdir. Din, tüzel bir varlık haline geldiğinden, dogma ve itaat, bireysel keşifler üzerinde öncelik kazanmıştır. Topluluklar, hepsi Tanrı adına olmak üzere, korku ağırlıklı olarak anlamsız ritüellere koşullandırıldılar. Örneğin; Buda'nın temel hedefi, dogma ve kurallar aşılamak değil, insanın kutsallığını hatırlamasına yardımcı olmaktı. Dinler, modern dünyaya değer katmak için, gerçekten güncellenmeli ve değişmelidir. Tüm ibadet yerleri ve kutsal mekânlar, kendini güç kazanmaya adamış bireylerden oluşan bir bilinç laboratuarı olabilmelidir. Böylece bireyler, geçmiş günlerin âlimlerini çalışmak yerine, öncelikli olarak âlim olma hedefine sahip olacaklardır.
"Siz, ruhsal deneyim yaşayan bir insan değil; insani deneyim yaşayan bir ruhsunuz." Siz, spiritüel bir varlık, Yaratıcı Kaynağın ve Gücün bireysel var oluşusunuz, sizin kimliğiniz budur. En büyük günah, kutsallığınızı sorgulamaktır. Ruh her zaman daha büyük bir ifadeye açılan varlıktır ve sizin burada bulunma amacınız, ruhsal bir varlık olarak genişlemek ve büyümektir. Ortalama bireylerin sıkça karşılaştığı durumlardan biri, kim oldukları ve dünyanın ne olduğuyla ilgili yanlış bir tanım ve odak noktası ile yaşıyor olduklarının farkına varmalarıdır.
Yaşamınızı sürdürebileceğiniz üç halka vardır. Gücün ilk halkası, gayri ihtiyari bir dünya ve içinde bulundurduğu tüm somut varlıklardır. Bu dünyada yaşamak doğal ve normal görünse de, ayakta kalmak inanılmaz bir güç gerektirir. Bu kadar kolay görünmesinin sebebi, doğduğunuz andan itibaren dünyayı gözlemlemeye koşullandırılmış olmanızdır. Dünyayı, ilginizle ayakta tutarsınız, ilginiz kayarsa, sizin bildiğiniz dünya da sarsılır.
Gücün ikinci halkası, Ruhun soyut dünyasıdır. Bu alışılmadık bilinç dünyasına insan, enerji çoğaltımıyla girmeyi öğrenir. İkinci halkanın diyarını keşfetmeniz için size yardımcı olacak pek çok uygulama vardır, ama bunu başarmak, inanılmaz bir odak ve disiplin gerektirir. Gücün üçüncü ve son halkası, iki dünyayı kaynaştırabilme becerisidir. Bu üçüncü safhaya eriştiğinizde, iradeniz ve isteğinizle ikisinde ya da herhangi birinde yaşayabilme becerisine sahipsiniz demektir.
Modern bilim şimdi, mistiklerin yüzyıllardır bildikleri şeyi onaylıyor. En büyük hata, sizin somut fiziksel bir varlık olduğunuz inancıdır. Fizikçiler, somut olarak görünen şeyin, tam olarak 99,99999 boşluk ya da Ruh olduğunu onaylıyor. Örneğin, bir zamanlar atomun katı olduğunu düşünmüştük. Şimdi, bir atomun bir futbol sahası genişliğinde büyütüldüğü takdirde, elektronların stadyumun etrafında uçuşan pirinç taneleri ile atomun çekirdeğinin bir pirinç tanesi olacağını biliyoruz. Anlaşılan o ki, geriye pek çok boş alan kalıyor.
Büyük ustalar kendilerini, daha büyük bir enerji alanında işlev yapan enerji alanları olarak görürler. Güç, toplayabildiğiniz, yoğunlaştırabildiniz ve artırabildiğiniz enerji miktarıyla ölçülür ve yapabildiğiniz seviye ve derece, sizin kişisel gücünüzü belirler. Enerjinizi, daha yüksek bir frekansa ve sürate ulaştırmak için, çok daha yüksek bilinç seviyelerine ihtiyaç olacaktır. Yüksek sonsuz benliğinizle direkt bir kişisel deneyim yaşamadan sonsuz olduğunuzu bilemezsiniz. Spiritüel gelişime en büyük katkı, bilincin alışılmadık hallerinin içinden geçmektir. Sadece bu şekilde sınırlı, fiziksel benliğinizle ayrışmaya başlarsınız. Kendinizi gücün ikinci halkasına dâhil etmeniz gerekir. Toplu bilinç ilerlemesi olarak gelişme umudu taşıyan her spiritüel yasa, önce ikinci halkayı benimsemelidir.
Spiritüel yasalar, kendi kimliklerini her şeyin başı ve sonu yerine, araştırma merkezleri; daha yüksek bir bilinç seviyesinin kişisel keşif ve tecrübesine odaklı bir laboratuar olarak görmelidir. Tüm önemli öğrenme yasaları gibi, spiritüel araştırma merkezleri, kendilerini gereksiz kılmaya çalışmalı. Özgürlüğü ve kendine dayanmayı öğretmeyen her yasa, hatalıdır. İnsanın sonsuz spiritüel kavramları korkuyla açıklaması, insanileştirmesi, sınırlı aklından geliyor. Gücün ikinci halkası, ruh dünyasına bir adımdır. Bu adım, tüm gelenek ve âlimlerin söylediği, daha üstün bir seviyedir.
Cennet kelimesi, anlamı "genişleme" ya da "genişlemek" olan, Yunanca "ouranos" kelimesinden gelir. Bu yüzden insan aklının bulutların üzerinde bir yere dönüştürdüğü cennet, aslında genişleme anlamıdır. Diğer bir deyişle, kendi kişisel bilinç ve gücünüzün evrimi ve genişlemesidir. İsa'nın söylediği şudur: "Cennetin krallığı içimizdedir" ve "Cennetin krallığı elimizdedir." Her iki ifade de, açıkça içsel gücünüze ulaşmanız gerektiğini ifade eder; Tanrı ruhtur ve bu ruh içimizdedir. Sizin temel kimliğiniz ruhtur; geldiğiniz yerden dolayı, bu formdan başka bir şey olamazsınız. Tüm bunların başlangıcı ruhtur ve sonuç olarak siz tüm kişi ve şeylerle birsiniz. Yaşamınızda daha fazlasına mı sahip olmayı seçiyorsunuz? Daha güçlü olmak mı istiyorsunuz? Öyleyse, kaynak içinizde ve ona erişmek için önce kendi kimliğinizin farkına varmalısınız. Siz, genişleme görevinde spiritüel bir enerji alanısınız. Spiritüel kimliğinizin farkına varın ve gücün ikinci halkasına adım atın. Sonrası size verilecektir.
James Arthur Ray, Practical Spirituality *dostsite.org*
06.07.2008
|
26 Şubat 2012 Pazar
DÜŞÜNCE GÜCÜ
...normand--- the white slave
Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilir.
Aklınızdan geçen herşey ergeç ortaya çıkar. Kendimizi ne ile ve nasıl
tanımlarsak öyle olmaya meylederiz. Düşündüğümüz şey yavaş yavaş bilinçaltında
kalıplaşır ve gerçek bir deneyimle kendini gösterir.
Hayat yasalarla yönetilir: Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki
düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı oluşarak eyleme dönüşür.
Olumsuz düşüncenin sonucu: Bilinçaltına yanlış emir vermelerle insanlar zor durumda kalır. Renkli mendil gördüğünde burnu şişeceğini düşünen insanın renkli mendil gördüğünde
burnu şişer.
Kendini yönetme:Geçmişi siliyorum, gelecek ise benim seçimimi bekliyor. Geçmişteki hatalarımdan
dolayı kendimi bağışlıyorum. Geçmişi unutup yeni bir hayata başlıyorum.
İstediğim herşeyin olacağına inanıyorum.
KENDİNİZ OLMA CESARETİNİ GÖSTERİN
Hergün tek bir kendini reddetme düşüncesine dahi yer vermeden bir saat için olduğunuz gibi kabul edin kendinizi. Gerçekten kendinizi biliyorsanız bunu yapabilirsiniz.
İnsan kendini küçümseme eğilimindedir: İnsan bilinçli olarak düşünebildiği güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi.
Gerçek benliğini keşfetmek: Yıllardır kafamızda olan ve gerçek benliğin ortaya çıkmasını
engelleyen korku dolu olumsuz düşüncelerden kurtulmamız gerekir.
Asla yalnız değilsiniz: Gerçek sevgi korkuyu defeder. Ben’i sevmek içimizdeki gücün bizim
vasıtamızla herşeyi yapabileceğini idrak etmektir.
Taklit intihardır: İnsan mükemmel olmak için başkalarını taklit etmek zorunda değildir. Hiç
hata yapmayan kişiler hiçbir şey yapmayanlardır.
En büyük arzu: En çok istediğimiz şey nedir. İnanın ve sahip olun. Düşüncenizi bunda
yoğunlaştırın.
Düşünce: Düşünmek, düşünceyi kendi algılamamız ölçüsünde kullanmak demektir.
İstediğimize sahip olmak: Bilinçaltı herşeyi bilendir ve o kadar duyarlıdır ki her istediğimize
cevap verir. Ona ilettiğiniz her düşünceyi tatbik eder.
Hakimiyeti ele geçirmek: Bilinçaltına düşüncenin toprağı denir. Bildiği verilen tohum
düşüncelerine cevap vermektir. Her türlü hastalık bilinçaltının çalışma
sistemini anlayamamamızdan kaynaklanır.
AMAÇLARA ULAŞMAK İÇİN BEŞ İLKE
Kendiniz için ideal imajı belirleyin: Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz şeye mutlaka ulaşırsınız. İnanmışsanız hiçbir şey imkansız değildir.
Amaçlarınıza sınır koymayın: Amaçlarınızı yalnızca kendiniz yargılayabilirsiniz. Bu yargılamadan kaçının, çünkü kendinizi sınırlarsınız. İnsanın kendini küçümseme eğilimi vardır. İnsan olabileceğinin ötesini amaçlamalıdır.
Çalışmadan inanmak işe yaramaz: Çalışmadan amaçlara ulaşmak mümkün olmadığı gibi üretkenlikten uzaklaştırır. İnanç çalışmakla kusursuzlaşır.
Düşüncelerinizi kendinize saklayın: Zihinsel imajınızı kendinize saklayın, gerekeni yapın ve bekleyin.
Kimseye birşey söylemeyin. Aldığınız tepkilerle bir o yana bir bu yana
savrulmayın.
Hedeften ayrılmayın: Dikkatinizi amacınız üzerinde yoğunlaştırırsanız, bilinçaltınız
ayrıntıları halleder. Hayalinizi zihinsel olarak bitirin ve gerekeni
tamamlayarak bekleyin. İnandığınız ölçüde sahip olursunuz.
Amaçlarınızın envanterini tutunuz: İnsan gün boyunca düşündüklerinin toplamıdır.
Kendini yönetme: Amaçlarınızı yazın. Onları gerçekten istiyor musunuz. Amaçlarınızı benimseyin.
Amaçlarınızın dünyada yaşadığını hayal edin.
SINIRSIZ FİKİR KAYNAĞINI KULLANMA
Gerçek anlamda başarıya ulaşanlar sezgilerinin sesini dinlemeyi öğrenip onu izleyenlerdir.
Sezgiye güvenme:Sezgi küçük beşeri ben’imizi aradan çıkardığımız zaman ortaya çıkan yüce ilhamdır.
Fikirler hiç umulmadık anda çıkar: Fikirler mücadeleden vazgeçtikten, yarı uykudayken ya da hayal kurarken ortaya çıkmaktadır.
Yapıcı olma:
a)Düşünceleri bir noktada yoğunlaştırın. Hangi yöne gideceğinizi iyi belirleyin ve her
seferinde tek bir fikri içeri alın.
b)Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez. İyi sonuç almak için projenizi bilinçaltınıza tam
anlamıyla yerleştiriniz.
c)Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun, hemen not edin.
d)Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız. Fikirleri eleyerek doğruları kaydedin.
Kendini yönetme:Ben de evrenin sırlarına ulaşabilirim, sonsuz bir kaynakla ilişkideyim.
YAPICI İMGELEMENİN GÜCÜ
Dikkatimizi yoğunlaştırdığımız şeyi yaparız.
Yapmamız gereken bu yasayı bilmek ve etkin bir biçimde kullanmaktır.
İmgeleme bizden önde gider: Arzuladığın ve dua ettiğin ne olursa olsun inan ve senin olsun.
İçimizdeki yaşama yansır: İnsan uyum içinde yaşamaya gayret eder. İnsanlığın ve kendilerinin zararına gibi görünüyorsa bile o anda kendileri için en iyi olduğuna inanırlar.
Yapıcı imgeleme nasıl kullanılır: Dua ettiğimiz zaman kendimizi kaybetme ihtimalinden uzak tutar. Dua ettiğimizde buna ulaşacağımızı bilir ve O’na yöneliriz. Yapıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa fikrin olduğu her yerde başarı da vardır.
İnsan düşündüğü gibidir: Bugünkü düşünce yapımız yarınlarımızı hazırlamaktadır Kendimize acımaktan vazgeçmeliyiz. Kendinizle ilgili inançlarınız emin olun yaşayacaklarınızı tayin eder. Hayaliniz bırakın yukarıları gezsin.
Kendini yönetme:Kendimi harika hissediyorum. Yaptığımı iyi yaparım ve iyi sonuç alırım. deneyimlerimi harika insanlarla paylaşırım. İhtiyaç duyduklarım bana gelir.
Bütün düşlerim harika bir biçimde gerçekleşir.
KENDİNE GÜVEN NASIL SAĞLANIR
Utangaçlığı yenmek: Dikkatler bir kişi üzerinde yoğunlaştırıldığında o kişi huzursuz olur.
Yoğun ilgi dikkat ve cesareti kırar. Korkuyu bırakıp rahat ve dengeli
davranmalıdır.
Güven ve kibir: Güven hayat hakkında güven duygusudur. Kibir ise sahip olmadığı güven duygusunun varlığını başkalarına ispatlamaya çalışmaktır.
Başarısızlık korkusu: Kendine güveni başarısızlık korkusu bozar. Başarılı olacağına inanma
başarıyı getirir.
Alaya alınma korkusu: Hayat boyunca komik duruma düşünce kızarıp kekeleriz.
Reddedilme korkusu: Bazı insanlar arkadaş sahibi olmaktan korkar. Reddedilmekten korktuğu için yalnız yaşamayı tercih eder.
Onaylanmama korkusu: Kekemelik genelde aile tarafından istenen mükemmelliğin sonucudur, onaylanmama korkusunun bir sonucudur.
Kötü sonuçla karşılaşma korkusu: Kötü sonuçla karşılaşma ve bunun üstesinden gelememe korkusu yüzünden insanlar riskli işlere girip büyüyemezler.
Neye güveniyoruz: Güvensizlik herşeyin sınırlı insan benliğine bağlı olduğuna inanmaktan
kaynaklanır. Kendi gücümüz ve zekamız mücadele etmek için yeterli değildir. Tüm
güç ve zekanın sahibi olan Allah’a (cc) gitmeliyiz.
Güven kazanmanın yolu: Herşeyin, içimizden geldiğine inanmalıyız. Güç ve erdem Allah’ındı (cc).
Korkuyu yenmek: Allah (cc) sevgisi korkuyu safdışı bırakır. İçimizdeki güç ve zekaya inanırsak herşeyi hallederiz.
Meditasyon: Günde en az15 dakikamızı Allah’ın (cc) büyüklüğünü ve yerini düşünmekle meditasyona ayırmalıyız. Doğru yolu göstermesi için içinize dönün.
Kendini yönetme: Başarsızlıktan korkmuyorum. İçimden gelen sese inanıyor ve güveniyorum. Hayatı neşe ve sevgi olarak görüyorum. Nerede olursam olayım Allah’a (cc) güveniyorum.
KARAR VERMEK
Düşüncelerine hakim olamayanlar davranışlarına da hakim olamazlar.
Kesin karar: Karar vermeyen ilerleyemez. Kararsızlık olursa bilinçaltı karmaşaya düşer. Biz çoğu açıları kendimiz seçeriz.
Kararsızlıktan kurtulma: Kağıt kalemle değişik ihtimalleri ve sonuçlarını yazın. Yatmadan önce bilinçaltına soru yöneltin ve sabaha cevabını bekleyin. Hayat durmadan
değişiyor. Bu yüzden esnek olun. Yaşadıklarımız inandıklarımızın sonucudur.
Kendini yönetme: Ben kararlı bir insanım. İçimdeki mükemmeli kullanmak için aklımı kullanmalıyım.
HUZUR
Düşündüğünüz, inandığınız güvenle beklediğiniz herşey mutlaka gerçekleşir. Gerçek huzur hayatın bolluğunu farketmektir.
Huzurun beş şartı:
a)Allah (cc) sevgisi şarta bağlı değildir.
b)Kendi kendimize koyduğumuz sınırları kaldırmalıyız.
c)Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle birleştirir.
d)Düşünüp inandığımız herşey gerçekleşir.
e)Verdiğimiz ölçüde hayattan alırız.
Yeniden başlama: Kendi yanlış düşüncelerimiz haricinde hiçbir şey bizi bağlamaz. İnançlarımızı
değiştirmeliyiz.
Para: Kötü olan para değil parayı çok sevmek, onu bütün iyiliklerin önünde tutmaktır. Cimrilik veya fakirlik bir erdem değildir.
Ekonomi: Ekonomik sistemi yermek bize birşey kazandırmaz. Cimriler zenginleşiyor gibi görünseler de sevgiyi bulana dek fakirdirler.
İyi olanı seçme: Kendimizi neye bağlarsak ne olduğumuzu düşünürsek öyle oluruz.
Gerçek zenginlik: Asıl zenginlik ruhsaldır. Tüm iyiliğin kaynağının varlığından haberdar
olma insanı zengin kılar.
Kendini yönetme: Ben zenginim. Sınırsız kaynak ihtiyacımı veriyor. Doğru zamanda doğru karar veririm.
IŞLER KÖTÜ GİDİNCE
Her zaman bir çıkış yolu vardır: Mücadeleyi göze almak ve ne olduğu değil nasıl tepki gösterdiğiniz önemlidir. Biz kaderimizin efendisiyiz.
Tüm yaşam bizim hizmetimizde: Hayat toprağına ekilen her düşünce tohumu düşüncenin çeşidine göre meyve verir. Her şey kendi türünü tekrar üretir.
Yanlış imajı değiştirmeli: Sahip olduğumuz imajdan hoşlanmıyorsak onu hemen değiştirmeliyiz.
Düşünce maddeye hakimdir: İçerdeki neyse dışarıdaki de öyledir.
Büyük düşünme: Başımıza iyilikler geleceğine inanırsak gerçektende küçük iyilikler yaşarız. Çünkü kendimiz için kabullendiğimizi deneyimleriz. İşleri ters gittimi içimizde
çevremizde heryerde mevcut güce inanmak gerekir.
Kendini yönetme: Tüm hayat hizmetinde her problemin bir çözümü var.
Hiçbir şey beni yenemez.
ZAMANIN EFENDİSİ
Zaman insanin sonsuzluk ölçüsüdür. Bilinçaltına kalkacağınız zamanı yükleyin o saatte sizi uyandırır.
Hipnotize ve zaman: Bir işi belli bir saatte bitireceğine inanan bir kişi er geç o işi o
saatte bitirir.
Sonsuz: Bilinçaltı geçmiş ve gelecek diye birşey bilmez. Hep şimdiki zamanda çalışır.
Kendini yönetme: Kendimi zamanın bağlarından
kurtarıyorum. Sonsuzluğu arzuluyor ve ulaşacağıma inanıyorum.
İYİ BİR BELLEK İÇİN
1)Dinle, doğru yazılışını gözlerinde canlandır. Kötü bellek dikkatsizlikten olur.
2)Öğrenme fikirleri birleştirmeye bağlıdır.
3)Belleğinize güvenin.
4)Kesin sonuçlar içi kesin direktif vermeliyiz.
Dikkat et: Dikkat iyi bir belleği getirir. Dur bak ve dinle. Fikirleri birleştirerek hatırlamaya
çalışın. Geçmişi bellekten silmek mümkün değildir.
Bilinçaltınıza güvenin: Doğru hatırlama bilinçaltına güvene bağlıdır. Belleğe güven sonuç verir.
Yaşın önemi yok: Bellek yaşa bağlı değildir. Bilinçaltına hatırlama direktifi vermeli ve sonucu beklemeliyiz. Akıllı insan, konuşmak yerine hem kendisi hem de başkaları için faydalı olabilecek şahısların konuşturulmasını temin eden insandır.
Bilinçaltı: Bilinçaltı herşeyi çok ince olarak kaydeder. İhtiyaç zamanı ortaya çıkarır. Hatırlamak istediğimiz herşeyi hatırlarız.
Kendini yönetme: Hatırlamak için bilinçaltıma güveniyorum.
RAHATLAMA
Gergin yatarsanız gergin uyursunuz. Rahat bir uyku için önce gevşemeliyiz.
Neden rahatlamalıyız: Bütün hastalıklar stres kaynaklıdır. Gergin insan etkili çalışamaz.
Dengeli insan hayattan korkmaz, hayatla uyuşmazlığı yoktur.
Zihinsel denge .Ne olursa olsun sakin ve dengeli olmak mümkündür.
Kendini yönetme: Kendimin rahat olduğunu hissettiğim zaman rahatlıyorum. Tamamen mükemmel ve bütün olarak gevşedim. Rahatladım.
YAŞAMAYA BAK
Büyük sorunlarımız olduğunu kanıtlamaya çalışmaktan
vazgeçelim. Düşünce biçiminizi değiştirin. Her güçlükten bir çıkış yolu vardır.
Endişe: En kötü ihtimali düşünürsek bu endişedir ve yıkıcıdır. Olumlu düşünce doğru eyleme geçiş yoludur. Endişe bulaşıcıdır. Herkese bulaşabilir.
Dört endişe:
1)Gelecekteki ihtiyaçlardan dolayı endişe.
2)Beden sağlığının yitirilmesi endişesi.
3)Zihin sağlığının yitirilmesi endişesi.
4)Yalnız kalma endişesi.
Endişeye son:
1)Allah’ın (cc) varlığına inanma.
2)Olumlu düşünmeye çalışmak.
3)Dua ettikten sonra olumlu tavır takınmak.
Gerekeni yap ve güce sahip ol .
Çözüm var: Her çeşit hastalık iyileşir; yeter ki buna inanın.
Kendini yönetme: Korkmuyorum.
Gelecekteki ihtiyaçlarım için endişelenmiyorum.
KORKUYU YENME
Korku insanın en büyük düşmanıdır. Korkunun kendinden başka korkulacak bir tarafı yoktur. Korkuyla mantık yürütülmez. Korku bir duygudur. Gerçek bilindimi korku kalmaz. Korkular önyargıdan kaynaklanır.
Kendini yönetme: Korkacak hiçbir şey yok. Herşeyin üstesinden gelecek güçteyim. Güç içimde.
Bilinçaltı verdiğimiz emirleri harfiyen uygular.
Biz emirleri veririz, bilinçaltı yerine getirir.
Başarı: İnsanlar sık sık başarısız olurlar. Çünkü gerçekten yapmak istemedikleri şeyleri yapmaya çalışırlar.
Pratik: Pratik her zaman mükemmelleştirmez ama otomatikleştirir.
Bilinçaltı emire karşılık verir: Sabah 06:00 ‘ da kalkmanız gerektiğinde inanın o saatte kalkarsınız.
Psikojenez: Herşey düşüncede başlar. Bütün herşey düşüncede oluşturulur ve düşüncenin yapıcı sürecinin ürünü olarak gelişir.
Düşünce sonsuzdur: Herşey düşüncenin ürünüdür. Düşünme sonsuzdur.
İnsana hakimiyet verilmiştir: İnsan, evrensel akılla birlikte kendi hayatını kendi oluşturur.
Düşünce hem yönetici hem üreticidir: İnsanda iki görünümlü tek bir akıl vardır. Erkek yönetici, dişi yapıcı düşünceyi kullanır.
İnsan onurlandırılmıştır: İnsana hayatına hükmetme fırsatı ve sonsuz kaynakları kullanma fırsatı verilerek onurlandırılmıştır.
Düşünce: Düşündüğüm şeyler zamanla gerçeğe dönüyorsa sadece gerçekleşmesini istediğim
şeyleri düşünmeliyim.
KENDİNİ YÖNETMENİN YOLU
Düşünce sonsuzdur: Herşey düşüncenin ürünüdür. Düşünme sonsuzdur.
İnsana hakimiyet verilmiştir: İnsan, evrensel akılla birlikte kendi hayatını kendi oluşturur.
Düşünce hem yönetici hem üreticidir: İnsanda iki görünümlü tek bir akıl vardır. Erkek yönetici, dişi yapıcı düşünceyi kullanır.
İnsan onurlandırılmıştır: İnsana hayatına hükmetme fırsatı ve sonsuz kaynakları kullanma fırsatı verilerek onurlandırılmıştır.
Düşünce: Düşündüğüm şeyler zamanla gerçeğe dönüyorsa sadece gerçekleşmesini istediğim
şeyleri düşünmeliyim.
KENDİNİ YÖNETMENİN YOLU
Bilinçaltı: Bedeninfonksiyonunun otomatik olarak yürümesini sağlar. İster uyanık ister uyur
vaziyette büyük istem dışı hayat sürer.
Bilinçaltı koyulan kurala göre hareket eder: Bilinç emirleri verir ve bilinçaltı da bunu uygular.
Gönüllü hizmetkar:Her emir, her önerme her inanç bilinçaltına kaydolur. Hatta dikkat etmediğimiz şeyler bile kaydedilir, gerektiğinde ortaya çıkar.
Yasalarımızı kendimiz yaparız: Cereyanda kaldım, öyleyse hasta olacağım. Bilinçaltı bunu kaydeder ve bunu diyen hasta olur. Hastalığın sebebi cereyanda kalmak değil cereyanda
kalınca hasta olacağına inanmaktır.
Birçok insan kendi kendisini hipnoz eder: İnsanlar gereksiz sınırlamalar yaparak kendilerini hipnotize ederler.
Kuralları insan koyar, bilinçaltı da uygular.
Sınırları kaldırma: İnsanlar kendileri için kural ve yasalar koyar, sonrada bunların esiri
olup mutsuz olurlar. Düşüncenin değişimi hayatı da değiştirir. İnancınızı
değiştirin hayatınız değişsin.
Kendini yönetme:Düşüncelerimi seçme hakkım var. Başkalarının benim hakkım-daki düşünceleri beni bağlamaz. İyilikleri düşünüyorum, iyilikler de beni seçiyor. Korku ve nefret düşüncelerimde yok.
İSTE VE SAHİP OL
vaziyette büyük istem dışı hayat sürer.
Bilinçaltı koyulan kurala göre hareket eder: Bilinç emirleri verir ve bilinçaltı da bunu uygular.
Gönüllü hizmetkar:Her emir, her önerme her inanç bilinçaltına kaydolur. Hatta dikkat etmediğimiz şeyler bile kaydedilir, gerektiğinde ortaya çıkar.
Yasalarımızı kendimiz yaparız: Cereyanda kaldım, öyleyse hasta olacağım. Bilinçaltı bunu kaydeder ve bunu diyen hasta olur. Hastalığın sebebi cereyanda kalmak değil cereyanda
kalınca hasta olacağına inanmaktır.
Birçok insan kendi kendisini hipnoz eder: İnsanlar gereksiz sınırlamalar yaparak kendilerini hipnotize ederler.
Kuralları insan koyar, bilinçaltı da uygular.
Sınırları kaldırma: İnsanlar kendileri için kural ve yasalar koyar, sonrada bunların esiri
olup mutsuz olurlar. Düşüncenin değişimi hayatı da değiştirir. İnancınızı
değiştirin hayatınız değişsin.
Kendini yönetme:Düşüncelerimi seçme hakkım var. Başkalarının benim hakkım-daki düşünceleri beni bağlamaz. İyilikleri düşünüyorum, iyilikler de beni seçiyor. Korku ve nefret düşüncelerimde yok.
İSTE VE SAHİP OL
Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilir.
Aklınızdan geçen herşey ergeç ortaya çıkar. Kendimizi ne ile ve nasıl
tanımlarsak öyle olmaya meylederiz. Düşündüğümüz şey yavaş yavaş bilinçaltında
kalıplaşır ve gerçek bir deneyimle kendini gösterir.
Hayat yasalarla yönetilir: Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki
düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı oluşarak eyleme dönüşür.
Olumsuz düşüncenin sonucu: Bilinçaltına yanlış emir vermelerle insanlar zor durumda kalır. Renkli mendil gördüğünde burnu şişeceğini düşünen insanın renkli mendil gördüğünde
burnu şişer.
Kendini yönetme:Geçmişi siliyorum, gelecek ise benim seçimimi bekliyor. Geçmişteki hatalarımdan
dolayı kendimi bağışlıyorum. Geçmişi unutup yeni bir hayata başlıyorum.
İstediğim herşeyin olacağına inanıyorum.
KENDİNİZ OLMA CESARETİNİ GÖSTERİN
Hergün tek bir kendini reddetme düşüncesine dahi yer vermeden bir saat için olduğunuz gibi kabul edin kendinizi. Gerçekten kendinizi biliyorsanız bunu yapabilirsiniz.
İnsan kendini küçümseme eğilimindedir: İnsan bilinçli olarak düşünebildiği güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi.
Gerçek benliğini keşfetmek: Yıllardır kafamızda olan ve gerçek benliğin ortaya çıkmasını
engelleyen korku dolu olumsuz düşüncelerden kurtulmamız gerekir.
Asla yalnız değilsiniz: Gerçek sevgi korkuyu defeder. Ben’i sevmek içimizdeki gücün bizim
vasıtamızla herşeyi yapabileceğini idrak etmektir.
Taklit intihardır: İnsan mükemmel olmak için başkalarını taklit etmek zorunda değildir. Hiç
hata yapmayan kişiler hiçbir şey yapmayanlardır.
En büyük arzu: En çok istediğimiz şey nedir. İnanın ve sahip olun. Düşüncenizi bunda
yoğunlaştırın.
Düşünce: Düşünmek, düşünceyi kendi algılamamız ölçüsünde kullanmak demektir.
İstediğimize sahip olmak: Bilinçaltı herşeyi bilendir ve o kadar duyarlıdır ki her istediğimize
cevap verir. Ona ilettiğiniz her düşünceyi tatbik eder.
Hakimiyeti ele geçirmek: Bilinçaltına düşüncenin toprağı denir. Bildiği verilen tohum
düşüncelerine cevap vermektir. Her türlü hastalık bilinçaltının çalışma
sistemini anlayamamamızdan kaynaklanır.
AMAÇLARA ULAŞMAK İÇİN BEŞ İLKE
Kendiniz için ideal imajı belirleyin: Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz şeye mutlaka ulaşırsınız. İnanmışsanız hiçbir şey imkansız değildir.
Amaçlarınıza sınır koymayın: Amaçlarınızı yalnızca kendiniz yargılayabilirsiniz. Bu yargılamadan kaçının, çünkü kendinizi sınırlarsınız. İnsanın kendini küçümseme eğilimi vardır. İnsan olabileceğinin ötesini amaçlamalıdır.
Çalışmadan inanmak işe yaramaz: Çalışmadan amaçlara ulaşmak mümkün olmadığı gibi üretkenlikten uzaklaştırır. İnanç çalışmakla kusursuzlaşır.
Düşüncelerinizi kendinize saklayın: Zihinsel imajınızı kendinize saklayın, gerekeni yapın ve bekleyin.
Kimseye birşey söylemeyin. Aldığınız tepkilerle bir o yana bir bu yana
savrulmayın.
Hedeften ayrılmayın: Dikkatinizi amacınız üzerinde yoğunlaştırırsanız, bilinçaltınız
ayrıntıları halleder. Hayalinizi zihinsel olarak bitirin ve gerekeni
tamamlayarak bekleyin. İnandığınız ölçüde sahip olursunuz.
Amaçlarınızın envanterini tutunuz: İnsan gün boyunca düşündüklerinin toplamıdır.
Kendini yönetme: Amaçlarınızı yazın. Onları gerçekten istiyor musunuz. Amaçlarınızı benimseyin.
Amaçlarınızın dünyada yaşadığını hayal edin.
SINIRSIZ FİKİR KAYNAĞINI KULLANMA
Gerçek anlamda başarıya ulaşanlar sezgilerinin sesini dinlemeyi öğrenip onu izleyenlerdir.
Sezgiye güvenme:Sezgi küçük beşeri ben’imizi aradan çıkardığımız zaman ortaya çıkan yüce ilhamdır.
Fikirler hiç umulmadık anda çıkar: Fikirler mücadeleden vazgeçtikten, yarı uykudayken ya da hayal kurarken ortaya çıkmaktadır.
Yapıcı olma:
a)Düşünceleri bir noktada yoğunlaştırın. Hangi yöne gideceğinizi iyi belirleyin ve her
seferinde tek bir fikri içeri alın.
b)Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez. İyi sonuç almak için projenizi bilinçaltınıza tam
anlamıyla yerleştiriniz.
c)Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun, hemen not edin.
d)Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız. Fikirleri eleyerek doğruları kaydedin.
Kendini yönetme:Ben de evrenin sırlarına ulaşabilirim, sonsuz bir kaynakla ilişkideyim.
YAPICI İMGELEMENİN GÜCÜ
Dikkatimizi yoğunlaştırdığımız şeyi yaparız.
Yapmamız gereken bu yasayı bilmek ve etkin bir biçimde kullanmaktır.
İmgeleme bizden önde gider: Arzuladığın ve dua ettiğin ne olursa olsun inan ve senin olsun.
İçimizdeki yaşama yansır: İnsan uyum içinde yaşamaya gayret eder. İnsanlığın ve kendilerinin zararına gibi görünüyorsa bile o anda kendileri için en iyi olduğuna inanırlar.
Yapıcı imgeleme nasıl kullanılır: Dua ettiğimiz zaman kendimizi kaybetme ihtimalinden uzak tutar. Dua ettiğimizde buna ulaşacağımızı bilir ve O’na yöneliriz. Yapıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa fikrin olduğu her yerde başarı da vardır.
İnsan düşündüğü gibidir: Bugünkü düşünce yapımız yarınlarımızı hazırlamaktadır Kendimize acımaktan vazgeçmeliyiz. Kendinizle ilgili inançlarınız emin olun yaşayacaklarınızı tayin eder. Hayaliniz bırakın yukarıları gezsin.
Kendini yönetme:Kendimi harika hissediyorum. Yaptığımı iyi yaparım ve iyi sonuç alırım. deneyimlerimi harika insanlarla paylaşırım. İhtiyaç duyduklarım bana gelir.
Bütün düşlerim harika bir biçimde gerçekleşir.
KENDİNE GÜVEN NASIL SAĞLANIR
Utangaçlığı yenmek: Dikkatler bir kişi üzerinde yoğunlaştırıldığında o kişi huzursuz olur.
Yoğun ilgi dikkat ve cesareti kırar. Korkuyu bırakıp rahat ve dengeli
davranmalıdır.
Güven ve kibir: Güven hayat hakkında güven duygusudur. Kibir ise sahip olmadığı güven duygusunun varlığını başkalarına ispatlamaya çalışmaktır.
Başarısızlık korkusu: Kendine güveni başarısızlık korkusu bozar. Başarılı olacağına inanma
başarıyı getirir.
Alaya alınma korkusu: Hayat boyunca komik duruma düşünce kızarıp kekeleriz.
Reddedilme korkusu: Bazı insanlar arkadaş sahibi olmaktan korkar. Reddedilmekten korktuğu için yalnız yaşamayı tercih eder.
Onaylanmama korkusu: Kekemelik genelde aile tarafından istenen mükemmelliğin sonucudur, onaylanmama korkusunun bir sonucudur.
Kötü sonuçla karşılaşma korkusu: Kötü sonuçla karşılaşma ve bunun üstesinden gelememe korkusu yüzünden insanlar riskli işlere girip büyüyemezler.
Neye güveniyoruz: Güvensizlik herşeyin sınırlı insan benliğine bağlı olduğuna inanmaktan
kaynaklanır. Kendi gücümüz ve zekamız mücadele etmek için yeterli değildir. Tüm
güç ve zekanın sahibi olan Allah’a (cc) gitmeliyiz.
Güven kazanmanın yolu: Herşeyin, içimizden geldiğine inanmalıyız. Güç ve erdem Allah’ındı (cc).
Korkuyu yenmek: Allah (cc) sevgisi korkuyu safdışı bırakır. İçimizdeki güç ve zekaya inanırsak herşeyi hallederiz.
Meditasyon: Günde en az15 dakikamızı Allah’ın (cc) büyüklüğünü ve yerini düşünmekle meditasyona ayırmalıyız. Doğru yolu göstermesi için içinize dönün.
Kendini yönetme: Başarsızlıktan korkmuyorum. İçimden gelen sese inanıyor ve güveniyorum. Hayatı neşe ve sevgi olarak görüyorum. Nerede olursam olayım Allah’a (cc) güveniyorum.
KARAR VERMEK
Düşüncelerine hakim olamayanlar davranışlarına da hakim olamazlar.
Kesin karar: Karar vermeyen ilerleyemez. Kararsızlık olursa bilinçaltı karmaşaya düşer. Biz çoğu açıları kendimiz seçeriz.
Kararsızlıktan kurtulma: Kağıt kalemle değişik ihtimalleri ve sonuçlarını yazın. Yatmadan önce bilinçaltına soru yöneltin ve sabaha cevabını bekleyin. Hayat durmadan
değişiyor. Bu yüzden esnek olun. Yaşadıklarımız inandıklarımızın sonucudur.
Kendini yönetme: Ben kararlı bir insanım. İçimdeki mükemmeli kullanmak için aklımı kullanmalıyım.
HUZUR
Düşündüğünüz, inandığınız güvenle beklediğiniz herşey mutlaka gerçekleşir. Gerçek huzur hayatın bolluğunu farketmektir.
Huzurun beş şartı:
a)Allah (cc) sevgisi şarta bağlı değildir.
b)Kendi kendimize koyduğumuz sınırları kaldırmalıyız.
c)Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle birleştirir.
d)Düşünüp inandığımız herşey gerçekleşir.
e)Verdiğimiz ölçüde hayattan alırız.
Yeniden başlama: Kendi yanlış düşüncelerimiz haricinde hiçbir şey bizi bağlamaz. İnançlarımızı
değiştirmeliyiz.
Para: Kötü olan para değil parayı çok sevmek, onu bütün iyiliklerin önünde tutmaktır. Cimrilik veya fakirlik bir erdem değildir.
Ekonomi: Ekonomik sistemi yermek bize birşey kazandırmaz. Cimriler zenginleşiyor gibi görünseler de sevgiyi bulana dek fakirdirler.
İyi olanı seçme: Kendimizi neye bağlarsak ne olduğumuzu düşünürsek öyle oluruz.
Gerçek zenginlik: Asıl zenginlik ruhsaldır. Tüm iyiliğin kaynağının varlığından haberdar
olma insanı zengin kılar.
Kendini yönetme: Ben zenginim. Sınırsız kaynak ihtiyacımı veriyor. Doğru zamanda doğru karar veririm.
IŞLER KÖTÜ GİDİNCE
Her zaman bir çıkış yolu vardır: Mücadeleyi göze almak ve ne olduğu değil nasıl tepki gösterdiğiniz önemlidir. Biz kaderimizin efendisiyiz.
Tüm yaşam bizim hizmetimizde: Hayat toprağına ekilen her düşünce tohumu düşüncenin çeşidine göre meyve verir. Her şey kendi türünü tekrar üretir.
Yanlış imajı değiştirmeli: Sahip olduğumuz imajdan hoşlanmıyorsak onu hemen değiştirmeliyiz.
Düşünce maddeye hakimdir: İçerdeki neyse dışarıdaki de öyledir.
Büyük düşünme: Başımıza iyilikler geleceğine inanırsak gerçektende küçük iyilikler yaşarız. Çünkü kendimiz için kabullendiğimizi deneyimleriz. İşleri ters gittimi içimizde
çevremizde heryerde mevcut güce inanmak gerekir.
Kendini yönetme: Tüm hayat hizmetinde her problemin bir çözümü var.
Hiçbir şey beni yenemez.
ZAMANIN EFENDİSİ
Zaman insanin sonsuzluk ölçüsüdür. Bilinçaltına kalkacağınız zamanı yükleyin o saatte sizi uyandırır.
Hipnotize ve zaman: Bir işi belli bir saatte bitireceğine inanan bir kişi er geç o işi o
saatte bitirir.
Sonsuz: Bilinçaltı geçmiş ve gelecek diye birşey bilmez. Hep şimdiki zamanda çalışır.
Kendini yönetme: Kendimi zamanın bağlarından
kurtarıyorum. Sonsuzluğu arzuluyor ve ulaşacağıma inanıyorum.
İYİ BİR BELLEK İÇİN
1)Dinle, doğru yazılışını gözlerinde canlandır. Kötü bellek dikkatsizlikten olur.
2)Öğrenme fikirleri birleştirmeye bağlıdır.
3)Belleğinize güvenin.
4)Kesin sonuçlar içi kesin direktif vermeliyiz.
Dikkat et: Dikkat iyi bir belleği getirir. Dur bak ve dinle. Fikirleri birleştirerek hatırlamaya
çalışın. Geçmişi bellekten silmek mümkün değildir.
Bilinçaltınıza güvenin: Doğru hatırlama bilinçaltına güvene bağlıdır. Belleğe güven sonuç verir.
Yaşın önemi yok: Bellek yaşa bağlı değildir. Bilinçaltına hatırlama direktifi vermeli ve sonucu beklemeliyiz. Akıllı insan, konuşmak yerine hem kendisi hem de başkaları için faydalı olabilecek şahısların konuşturulmasını temin eden insandır.
Bilinçaltı: Bilinçaltı herşeyi çok ince olarak kaydeder. İhtiyaç zamanı ortaya çıkarır. Hatırlamak istediğimiz herşeyi hatırlarız.
Kendini yönetme: Hatırlamak için bilinçaltıma güveniyorum.
RAHATLAMA
Gergin yatarsanız gergin uyursunuz. Rahat bir uyku için önce gevşemeliyiz.
Neden rahatlamalıyız: Bütün hastalıklar stres kaynaklıdır. Gergin insan etkili çalışamaz.
Dengeli insan hayattan korkmaz, hayatla uyuşmazlığı yoktur.
Zihinsel denge .Ne olursa olsun sakin ve dengeli olmak mümkündür.
Kendini yönetme: Kendimin rahat olduğunu hissettiğim zaman rahatlıyorum. Tamamen mükemmel ve bütün olarak gevşedim. Rahatladım.
YAŞAMAYA BAK
Büyük sorunlarımız olduğunu kanıtlamaya çalışmaktan
vazgeçelim. Düşünce biçiminizi değiştirin. Her güçlükten bir çıkış yolu vardır.
Endişe: En kötü ihtimali düşünürsek bu endişedir ve yıkıcıdır. Olumlu düşünce doğru eyleme geçiş yoludur. Endişe bulaşıcıdır. Herkese bulaşabilir.
Dört endişe:
1)Gelecekteki ihtiyaçlardan dolayı endişe.
2)Beden sağlığının yitirilmesi endişesi.
3)Zihin sağlığının yitirilmesi endişesi.
4)Yalnız kalma endişesi.
Endişeye son:
1)Allah’ın (cc) varlığına inanma.
2)Olumlu düşünmeye çalışmak.
3)Dua ettikten sonra olumlu tavır takınmak.
Gerekeni yap ve güce sahip ol .
Çözüm var: Her çeşit hastalık iyileşir; yeter ki buna inanın.
Kendini yönetme: Korkmuyorum.
Gelecekteki ihtiyaçlarım için endişelenmiyorum.
KORKUYU YENME
Korku insanın en büyük düşmanıdır. Korkunun kendinden başka korkulacak bir tarafı yoktur. Korkuyla mantık yürütülmez. Korku bir duygudur. Gerçek bilindimi korku kalmaz. Korkular önyargıdan kaynaklanır.
Kendini yönetme: Korkacak hiçbir şey yok. Herşeyin üstesinden gelecek güçteyim. Güç içimde.
Bilinçaltı verdiğimiz emirleri harfiyen uygular.
Biz emirleri veririz, bilinçaltı yerine getirir.
Başarı: İnsanlar sık sık başarısız olurlar. Çünkü gerçekten yapmak istemedikleri şeyleri yapmaya çalışırlar.
Pratik: Pratik her zaman mükemmelleştirmez ama otomatikleştirir.
Bilinçaltı emire karşılık verir: Sabah 06:00 ‘ da kalkmanız gerektiğinde inanın o saatte kalkarsınız.
Secret
1- Hayatınıza giren her şeyi, kendinize çeken siz kendinizsiniz...Bunu, zihninizde tuttuğunuz imgelerin erdemiyle,düşüncelerinizle yapıyor;zihninizden geçirdiklerinizi kendinize çekiyorsunuz.
2- Evrenin kusursuz düzeni,yasamınızın her anı,yaşadığınız her deneyim bu yasaya gore belirleniyor. Kim olursanız olun,nerede yasarsanız yasayın;tum yasantınız cekim yasası tarafından sekillendirilirken,bu herseye muktedir yasa,düşünceleriniz aracılığıyla isliyor. Çekim yasasını harekete geciren ise siz kendinizsiniz ve bunu düşüncelerinizi kullanarak yaparsınız.
3- Dilediğinizi kafanızın icinde sekilendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz taktirde onu mutlaka hayata geçirirsiniz.
4-Çekim yasası "benzer benzeri ceker" derken, sahip olduğunuz düşüncelerin,benzerlerini de kendinize çektiğinizi ifade eder.
5- İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi,olmasını istedikleri şeyler yerine,olmasını istemedikleri şeyler uzerine düşünüyor olmalarıdır.
6- Olumsuz cümleler kurduğunuzda çekim yasası bunları şöyle kaydeder:
a- "Sacımın kotu kesilmesini istemiyorum." / "Sacımın kotu kesilmesini istiyorum."
b-"Ertelenmek istemiyorum." / 'Ertelenmek istiyorum.'
c-O insanın bana kaba davranmasını istemiyorum. / " Onun ve başkalarının bana kaba davranmasını istiyorum."
7- Çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz uzerinde çalışmaya devam ederler.Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışın!
8- Bilmeniz gereken: Olumlu bir dusuncenin,olumsuz bir düşünceden yüz kat daha güçlü olduğunun ispatlandıgıdır.
9- Sizin ısrarla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşamınıza giremez.
10- Gün boyu endişelenip kaygılandığınızda,bu duyguları artırarak hayatınıza cekersiniz.
11- İyi şeyler hissettiğinizde,Evren'den size geri gelen haber:"İyi şeyler düşünüyorsun"olur. Boy lece,hissettiğiniz olumsuz duyguların,Evren'in sizinle kurduğu bir iletisim olduğunu soyleyebiliriz.Evren size;"Dikkat!Su an düşündüğün şeyi değiştir.Olumsuz frekans kayıtta.Frekansı degistir.Dikkat!Geri sayım başlamıştır" diyor.
12- Güne güzel baslar ve o mutluluk duygusu icinde kalırsanız,herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz surece, çekim yasası geregince,yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize cekersiniz.
13- Yaratım Sureci'nin,istediğiniz her şeyi yaratmanıza yardımcı olmak için üç basit adıma ayrılmıştır:iste,inan ve al.
14- İnanmak;istemiş olduğunuz şeyi şimdiden elde etmiş olduğunuzu düşünerek,öyleymiş gibi konuşup,öyleymiş gibi davranmayı da gerektirir. İsteklerinizi elde etmiş gibi frekans yaydığınızda,çekim yasası insanları,olayları ve koşulları harekete geçirerek arzunuza kavuşmanızı sağlayacaktır.Elde etmek aşaması ise,dilediğiniz gerçekleştiğinde hissedeceklerinizi hissetmeyi gerektirir. Şu an kendinizi iyi hissetmeniz,sizi dileginizle aynı frekansa getirir.
15- Kilo vermek için,"kilo vermeye" odaklanmak yerine,size gore mukemmel kilonuz neyse ona odaklanın. Kendinizi mükemmel kilonuzdaymıssınız gibi hissettiginizde,bu kusursuz kiloyu kendinize cagıracaksınız.
16- Gununuzu,o gun yasamak istediklerinize dair onceden dusunerek tasarlayın,boylece hayatınızı da istekleriniz dogrultusunda tasarlamıs olacaksınız.
17-Her gunun sonunda,uykuya dalmadan once,o gun yasadıklarınızı dusunmeyi onerir ve istediginiz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa,bunu da zihninizin icinde sizi mutlu edecek bicimde gelismis gibi yeniden dusunmenizi soyler, Neville Goddard.
18- Çekimi asıl yaratan,sadece goruntu veya dusunce degil,bunları hissetmektir. Bircok insan;"Olumlu seyler dusunmem ya da istedigimi aldıgımı zihnimde canlandırmam yeterli"diye dusunuyor; ama boyle yaparken,bolluk ve bereketi,sevgi ve sevinci hissedin ve çekim kuvvetini oluşturun.
19- Kendinizden siz sorumlusunuz.Once kendinizi donatmadıgınız surece,baskalarına verecek bir seyiniz olmaz.
20- Sizi yasamak istediklerinize goturecek kısayol, su an mutlu OLMANIZ ve mutlulugu HISSETMENIZDIR!
2- Evrenin kusursuz düzeni,yasamınızın her anı,yaşadığınız her deneyim bu yasaya gore belirleniyor. Kim olursanız olun,nerede yasarsanız yasayın;tum yasantınız cekim yasası tarafından sekillendirilirken,bu herseye muktedir yasa,düşünceleriniz aracılığıyla isliyor. Çekim yasasını harekete geciren ise siz kendinizsiniz ve bunu düşüncelerinizi kullanarak yaparsınız.
3- Dilediğinizi kafanızın icinde sekilendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz taktirde onu mutlaka hayata geçirirsiniz.
4-Çekim yasası "benzer benzeri ceker" derken, sahip olduğunuz düşüncelerin,benzerlerini de kendinize çektiğinizi ifade eder.
5- İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi,olmasını istedikleri şeyler yerine,olmasını istemedikleri şeyler uzerine düşünüyor olmalarıdır.
6- Olumsuz cümleler kurduğunuzda çekim yasası bunları şöyle kaydeder:
a- "Sacımın kotu kesilmesini istemiyorum." / "Sacımın kotu kesilmesini istiyorum."
b-"Ertelenmek istemiyorum." / 'Ertelenmek istiyorum.'
c-O insanın bana kaba davranmasını istemiyorum. / " Onun ve başkalarının bana kaba davranmasını istiyorum."
7- Çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz uzerinde çalışmaya devam ederler.Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışın!
8- Bilmeniz gereken: Olumlu bir dusuncenin,olumsuz bir düşünceden yüz kat daha güçlü olduğunun ispatlandıgıdır.
9- Sizin ısrarla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşamınıza giremez.
10- Gün boyu endişelenip kaygılandığınızda,bu duyguları artırarak hayatınıza cekersiniz.
11- İyi şeyler hissettiğinizde,Evren'den size geri gelen haber:"İyi şeyler düşünüyorsun"olur. Boy lece,hissettiğiniz olumsuz duyguların,Evren'in sizinle kurduğu bir iletisim olduğunu soyleyebiliriz.Evren size;"Dikkat!Su an düşündüğün şeyi değiştir.Olumsuz frekans kayıtta.Frekansı degistir.Dikkat!Geri sayım başlamıştır" diyor.
12- Güne güzel baslar ve o mutluluk duygusu icinde kalırsanız,herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz surece, çekim yasası geregince,yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize cekersiniz.
13- Yaratım Sureci'nin,istediğiniz her şeyi yaratmanıza yardımcı olmak için üç basit adıma ayrılmıştır:iste,inan ve al.
14- İnanmak;istemiş olduğunuz şeyi şimdiden elde etmiş olduğunuzu düşünerek,öyleymiş gibi konuşup,öyleymiş gibi davranmayı da gerektirir. İsteklerinizi elde etmiş gibi frekans yaydığınızda,çekim yasası insanları,olayları ve koşulları harekete geçirerek arzunuza kavuşmanızı sağlayacaktır.Elde etmek aşaması ise,dilediğiniz gerçekleştiğinde hissedeceklerinizi hissetmeyi gerektirir. Şu an kendinizi iyi hissetmeniz,sizi dileginizle aynı frekansa getirir.
15- Kilo vermek için,"kilo vermeye" odaklanmak yerine,size gore mukemmel kilonuz neyse ona odaklanın. Kendinizi mükemmel kilonuzdaymıssınız gibi hissettiginizde,bu kusursuz kiloyu kendinize cagıracaksınız.
16- Gununuzu,o gun yasamak istediklerinize dair onceden dusunerek tasarlayın,boylece hayatınızı da istekleriniz dogrultusunda tasarlamıs olacaksınız.
17-Her gunun sonunda,uykuya dalmadan once,o gun yasadıklarınızı dusunmeyi onerir ve istediginiz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa,bunu da zihninizin icinde sizi mutlu edecek bicimde gelismis gibi yeniden dusunmenizi soyler, Neville Goddard.
18- Çekimi asıl yaratan,sadece goruntu veya dusunce degil,bunları hissetmektir. Bircok insan;"Olumlu seyler dusunmem ya da istedigimi aldıgımı zihnimde canlandırmam yeterli"diye dusunuyor; ama boyle yaparken,bolluk ve bereketi,sevgi ve sevinci hissedin ve çekim kuvvetini oluşturun.
19- Kendinizden siz sorumlusunuz.Once kendinizi donatmadıgınız surece,baskalarına verecek bir seyiniz olmaz.
20- Sizi yasamak istediklerinize goturecek kısayol, su an mutlu OLMANIZ ve mutlulugu HISSETMENIZDIR!
RUHSAL GELİŞİMİN TEMEL TAŞLARI -- İNDİGO --
...by..Maurice UTRİLLO -- '' moulin in sannois ''...
Mesela ruhsal gelişimin en önemli kavramlarından biri çakralar ve auralardır. Çakralar enerji kanallarımızın kesişip bir girdap oluşturduğu önemli enerji merkezleridir. 7 ana çakra, 7 ruhsal ve dünyevi-kişiliksel durumumuzu etkiler. Haliyle her zaman için aktif olan ama tıkalı vaziyette bulunan çakraların temizlenmesi de bu konuda önemlidir. Lakin temizleme süreci dengeli bir şekilde yapılmalıdır. Her çakra eşit şekilde temizlenmeli ve aynı anda geliştirilmelidir. Çakraların temizlenme süreci sonucunda çakraları geliştirme kısmı gelir. Bu çakraların daha fazla enerjiyi yaymasını sağlamak için enerjisel girdabı büyütmeyi ve dönüş hızını arttırmayı amaç edinir. (Her çakra dönüşler yapan çarklar gibidir. Çakra ismi de buradan öte gelmektedir). Eğer bu geliştirme kısmı dengeli yapılmazsa ruhsal ve fiziksel olarak dengesiz bir yapı oluşur. Örneğin kalp çakrası nihai sevginin ve şefkatin çakrasıdır. Solar pleksus ise gücün ve özgüvenin çakrası olarak bilinir. Solar pleksus çakrası fazla gelişir, kalp çakrası az gelişmiş kalırsa, kişide zalimlik ve kibir meydana gelebilir. Aynı şekilde eğer üst çakralar (taç, alın ve boğaz) fazla gelişir, alt çakralar daha düşük kalırsa (solar pleksus, sakral ve kök çakra) kişi dünyadan soyutlanıp kendini tamamen maneviyata verir, beraberinde fakirlik çekebilir. Bu şekilde çakraların dengesiz gelişmesi birçok sorunu da beraberinde getirebilir. Bu yüzden hepsinin dengeli bir şekilde temizlenmesi ve geliştirilmesi ruhsal gelişme için çok önemlidir.
Yazar: Efe Elmas | Sayı 61 | Ekim 2010
Ruhsal Gelişimin Temel Taşları
Hepimiz kişiliksel ve zihinsel gelişimin yanında ruhsal gelişimin de önemli olduğunu biliriz. Dünya, maddi ve manevi âlemleri bir arada barındıran bir yerdir. Bu yüzden aslında her insan ağaca benzer. Dalları gökyüzü yani görünmeyen, ötedeki âleme ulaşırken, kökleri dünyaya yayılır. Böylelikle ikisi arasındaki dengeyi sağlar. Haliyle dünyaya kök salmamız ve sağlam tutunmamız kadar dallarımızın da gökyüzüne daha fazla yaklaşması bizi güçlü bir kişi kılar. Bu yüzden ruhsal gelişim çok önemlidir. Ama bu ikili büyümenin bazı önemli anahtarları vardır.
Denge
Bunlardan en önemlisi dengedir.
Dengeli olmanın gerektiği en eski kültürlerden beridir bize ulaşmış bir bilgidir. Her kültür çeşitli sembollerle dengeyi ve dengenin işleyiş prensiplerini açıklamıştır. Dengeden kastımız mutlak denge değildir. Çünkü mutlak denge mutlak durağanlık demektir. Hâlbuki yaşamda durağanlık yerine sürekli bir devinim, dönüşüm ve ilerleme söz konusudur. Bu da tekâmül sürecini oluşturur. Öyleyse antik medeniyetlerin bize aktardığı denge, ilerleyiş sırasında dengedir.
En bilinen simgelerden biri olan yin-yang, bu ikili dengenin nasıl birbirini tamamladığını anlatır. Eril- dişil, savaş-barış, bilinç-bilinçaltı, aydınlık-karanlık… Bunların hepsi birbirini “tanımlayan” ve “tamamlayan” unsurlardır, öte yandan birbirleri içerisinde parçaları bulunan kavramlardır. Haliyle denge her iki yönün de gelişimi ile mümkündür. Bu yüzdendir ki, manevi gelişim ile maddi gelişim paralel olmalıdır. Çünkü maddi dünya maneviyi, manevi dünya da maddi dünyamızı etkiler.
Mesela ruhsal gelişimin en önemli kavramlarından biri çakralar ve auralardır. Çakralar enerji kanallarımızın kesişip bir girdap oluşturduğu önemli enerji merkezleridir. 7 ana çakra, 7 ruhsal ve dünyevi-kişiliksel durumumuzu etkiler. Haliyle her zaman için aktif olan ama tıkalı vaziyette bulunan çakraların temizlenmesi de bu konuda önemlidir. Lakin temizleme süreci dengeli bir şekilde yapılmalıdır. Her çakra eşit şekilde temizlenmeli ve aynı anda geliştirilmelidir. Çakraların temizlenme süreci sonucunda çakraları geliştirme kısmı gelir. Bu çakraların daha fazla enerjiyi yaymasını sağlamak için enerjisel girdabı büyütmeyi ve dönüş hızını arttırmayı amaç edinir. (Her çakra dönüşler yapan çarklar gibidir. Çakra ismi de buradan öte gelmektedir). Eğer bu geliştirme kısmı dengeli yapılmazsa ruhsal ve fiziksel olarak dengesiz bir yapı oluşur. Örneğin kalp çakrası nihai sevginin ve şefkatin çakrasıdır. Solar pleksus ise gücün ve özgüvenin çakrası olarak bilinir. Solar pleksus çakrası fazla gelişir, kalp çakrası az gelişmiş kalırsa, kişide zalimlik ve kibir meydana gelebilir. Aynı şekilde eğer üst çakralar (taç, alın ve boğaz) fazla gelişir, alt çakralar daha düşük kalırsa (solar pleksus, sakral ve kök çakra) kişi dünyadan soyutlanıp kendini tamamen maneviyata verir, beraberinde fakirlik çekebilir. Bu şekilde çakraların dengesiz gelişmesi birçok sorunu da beraberinde getirebilir. Bu yüzden hepsinin dengeli bir şekilde temizlenmesi ve geliştirilmesi ruhsal gelişme için çok önemlidir.
Aşamalı Gelişim
Bir diğer önemli nokta ise Tedriç yasasına uygunluktur.
Tedriç yasası gereği her şey kademe kademe ilerler. Ani çıkışlar, muhakkak ani inişleri getirmektedir. Bu yüzden ruhsal gelişim de dengeyle beraber adım adım temkinli ilerleyişi kapsamaktadır. Ruhsal gelişmeler yavaşça sindirilerek ve çeşitli aşamalarda yapılmalıdır. Tasavvuftaki 7 nefs aşaması, mayalardaki 7 ruhsal gelişim, Reiki’deki 3 aşama, kelt rahipliğindeki üç sınıf hep bu tedrici gelişimin eseridir. Aşamalar belirlenmeli ve emin adımlarla ilerlenmelidir. Sabırsızlık ve acele, gelişimi hızlandırır gibi gözükse de muhakkak sonunda düşüş dönemlerini getirir.
Bilgi, Sezgi ve Gözlem
Bu noktada bize kılavuz olacak üç en önemli unsur ise; bilgi, sezgi ve gözlem (duygu) bütünlüğüdür.
Ruhsal dünya, karmakarışık ve tabiri caizse karanlık bir dünyadır. Buradaki karanlık, kötü anlamında değil bilinmez ve derin-bilge anlamındadır. Haliyle bu karanlıkta bize ışık tutacak önemli araçlarımızın olması gerekir. Bunlardan ilki ve en önemlilerinden biri bu uzun yolculukta bize yol haritası olabilecek “bilgidir.”
Bilmediğimiz bir dünyada, bilmediğimiz bir diyara giderken muhakkak yanınızda haritanın bulunması gerektiğini biliriz. Yol haritası bize diyarları, tehlikeleri ve engelleri gösterecektir. Eğer bir harita ve yol gösteren ile yola çıkmazsak kendimizi amansız çöllerde, korkutucu bataklıklarda ve uçurumlarda bulabiliriz, buna nazaran şansımız varsa bereketli vadilere, yaşam dolu ormanlar ve nergis kokulu dağlarda da kendimizi bulabiliriz. Haliyle bu olası tehlikeleri atlatmak ve nereye gittiğimizi tam olarak bilmek için “Neden?” ve “Nasıl?” sorularımıza yanıt verecek bir bilgi birikimine sahip olmalıyız.
Bu bilgiyi edinmek için bolca kitap ve internet dergileri-makaleleri bulunmaktadır. Öncelikle neyi aradığımızı, diğer tüm kültürleri, dinleri, antik ve ezoterik bilgileri, bunun yanında spiritüel ve okült konuları bilmeli en azından bunlar hakkında genel bir fikre sahip olmalıyız. Detayıyla tüm konulara hakim olmasak da genel bir fikre sahip olmak, en küçük kafa karışıklığında doğru kaynağa bakmamızı sağlayacaktır. Bu yüzden fikrimize uymasa dahi her tür kitabı okumamız ve farklı dünya görüşlerini zihnimizin bir köşesine not etmemiz gerekir. Böylelikle karşımıza çıkacak engelleri geçmemiz ve sorunlara çözüm bulmamız daha kolay olacaktır.
Bilginin bu denli önemli olmasına rağmen her zaman için bilgi yol gösterici değildir. Çünkü insanoğlu ve onun ruhsal dünyayla ilişkisi çok karmaşık ve önceden belirlenemeyen bir sisteme sahiptir. Bu yüzden hiçbir kitapta yazmayan veya hiçbir kişinin çözemeyeceği olaylar ve gelişmeler-ilerlemeler yaşanabilir. Bu durumda gerektiğinde sezgilerimize danışıp hareket etmeliyiz.
Mesela kişisel gelişim ve alternatif terapiler altında birçok seminer bulunmaktadır. Her seminerin içeriğini okuduğunuzda size muhteşem olanaklar sunmaktadır. Hiçbir seminer ve eğitim içeriği kendini kötülemez ya da size uyup uymadığını söylemez. Ne oldu, ne kadar çok etki ettiğini gözler önüne serer. Lakin her ilacın her hastaya iyi gelmediğini biliriz. Haliyle zihnimiz bu seminerler ile ilgili “önyargılarla” hareket eder ve o semineri ya kötüler ya da nefsi bir istek ile arzular. Bu ikilemden kurtulmanın en yolu entelektüel zihni susturup, içsesimizi dinlememiz ve o seminerin bize faydası olup olmadığını sormamızdır.
Susmuş bir zihinde yapılan içe dönmeler, iç sesi kuvvetlendirir ve sezgisel olarak bize doğru olanı verir. Bunun için tek yapmanız gereken sakince oturup 10 dakika boyunca zihninizi serbest bırakmaktır. Büyük olasılıkla zihninize o konuyla ilgili yığınla düşünce hücum edecektir. Geçip gitmelerine izin verdikten sonra, derin bir suskunluk ve içe dönüş deneyimi yaşayacaksınızdır. Bu noktada sadece o konuyu düşünmeniz sizde bir “rahatlatıcı ve huzur verici” ya da “batan rahatsız edici” his uyandıracaktır. Şunu unutmamalısınız ki; size göre olmayabilir ama bu onun kötü bir seminer ya da disiplin olduğunu göstermez. Bu, sadece size uygun değildir ama başkası için yaşamsal öneme sahip olabilir. Haliyle oradaki rahatsız edici dürtü sadece size uygun olmadığının göstergesidir, o şeyin iyi ya da kötü olduğuyla ilgili bir fikir vermez.
Sezginin ve bilgi dışında bir diğer önemli kılavuzumuz ise gözlemdir. Çünkü mikro kozmos ve makro kozmos (küçük evren –insan- ve büyük evren –uzay-) birbirinin aynasıdır. Haliyle evreni gözlemleyerek insanı ve yaşamı, yaşam ile insanı gözlemleyerek de evrensel yasaları keşfedebilirsiniz. Bunun için sık sık doğaya çıkıp, ağaçları, hayvanları ve yaşamı gözlemlemeniz gerekmektedir. Bunun yanı sıra toplumsal yaşamı da gözlemlemek benzerlikleri çözmenizde fayda sağlayacaktır. Böylelikle hiçbir kitabın veya sezgiselliğinizin size veremeyeceği kadar yoğun “farkındalığı” gözlemle bulabilirsiniz. Gözlem yapmak farkındalığı geliştirmenin en güvenilir ve kesin yollarından biridir. Çünkü fark etmek ancak gözlemlemek ve irdelemekle mümkündür.
Deneyim ve Niyet
Her ne kadar yeterli bilgiyi kazansak da niyet edip, yola başlamadan ilerleyemeyiz. Bu noktada deneyim olmadan kişinin ilerlemesi mümkün değildir. Buradaki deneyim hem ruhsal çalışmalar hem de yaşamın tam içinde var olmadır.
Yaşam zaten bize bir şeyleri öğretmek için belli bir sisteme sahiptir. Haliyle her anı yaşamak ve dünyanın tadını çıkarmak bu noktada çok önemlidir. Farklı yerlere girip çıktıkça, farklı diyarlar gördükçe ve farklı kişilerle görüştükçe ufkumuz genişler. Bu yüzden dolayı bir yere kapanıp sürekli teorik bilgiye saplanıp kalmak bize sadece yük olur. Ruhsal gelişim için hayatın tadını çıkarmak ve bu bilgileri hayatın içine taşımak gerekir. Böylelikle okuduğumuz bilgiler, edindiğimiz gözlemler ve sezgiler içselleşerek, bizim bir parçamız, bir düşüncemiz, ruhumuzun bir anısı halini alır. Yaşanmadan elde edilen bilgiler –her ne kadar sindirilmiş sanılsa da- aslında hiçbir zaman sindirilemez. Çünkü kitapta yazan ile hayatta var olan arasında belirgin farklar vardır ve kitaplar asıl duyguyu aktaramazlar.

Mesela meditasyon ile ilgili binlerce kitap okuyabilirsiniz ama meditasyonu denemeden, sürekli meditasyonu yapmadan tam olarak ne olduğu hiçbir zaman bilemezseniz. Bu yüzden dolayı kitapların içinde kaybolmak yerine, kitapları bizim bir parçamız haline getirip yaşamın içine endekslemeliyiz. Bu yüzden ruhsal gelişim için pratik çalışmalara da girmemiz gereklidir.
Bunların başında meditasyon gelmektedir. Meditasyon genel ve kısa tanımıyla zihni susturmaktır. Daha geniş tanımıyla ise belli bir imajinasyona veya konuya odaklanmaktır. Meditatif konumlar bizim içsel dünyamızı keşfetmemiz için olmazsa olmazdır. Bu yüzden düzenli meditasyonlar ruhsal gelişim için çok önemlidir. Meditasyonları çeşitli zikirler (özellikle esmaül Hüsna) ve mantralarla (Sanskritçe) desteklememiz gerekebilir. Çünkü bu kelimeler ruhsal dünyanın kilitlerini açacak anahtar özelliğindedirler. Haliyle derin meditatif konumda zikirler ve mantralar çok önemli ruhsal gelişim araçlarından biridir. Mesela “Ya vedud” zikri Allah’ın 99 sıfatından biridir ve anlamı “Çok seven ve çok sevilen.”dir. Meditatif konuma geçip önce zihinsel olarak zikredip sonra yavaşça kalp bölgemize indirip, kalben zikredersek belli bir süre sonra var olan her şeye karşı sevme ve sevilme hissini yaşamaya başlarız. Bu ilahi sevgiyi çekmemizi ve çok küçük bir parçasını yaşamamızı sağlar. Böylelikle aynı zamanda kalp çakrası gelişir ve nihai sevginin varlığını deneyimleyebiliriz.
Ruhsal bilgilerin yanı sıra, son zamanlarda meditasyonun ve zikir-mantra çalışmalarının önemi bilim camiasında da onaylanmış ve zihinde yarattığı önemli değişimler kayda geçmiştir. (Bkz. Meditatif Hallerde Beyin Devreleri)
Bunların yanında bazı Reiki, Qi Gong, Tai Chi gibi enerjisel disiplinler ve Yoga, Ninjitsu, Kung Fu gibi fiziksel disiplinler ile bu çalışmalar güçlendirilebilir.
Teslimiyet ve değişim-dönüşüm sürecine açık olmak
Bütün hazırlıklar tamamlansa ve yol haritalarımızı sıkı sıkıyada sahiplensek bizim için hala çok önemli olan bir temel taş vardır. O da; Değişime açık olmak ve teslimiyettir.
Evrende ve dünyada her şey sürekli değişime uğrar ve sürekli bir devinim vardır. Bu şekilde bir değişim olduğu gibi fark etsek de etmesek de biz de değişime uğrarız. Bu değişim ve dönüşüm süreci özellikle ruhsal konularda çok daha hızlı ve kesindir. Değişim ve dönüşüme direnmek zincirlerinden kopamayan geminin okyanusa açılmasını istemesine benzemektedir. Bu direnç bazen geçmişe bağlılık, bazen kişiliksel ve ailesel sebepler olabilir. Ne olursa olsun iç sesiniz doğru yolda olduğunuzu söylüyorsa geçirdiğiniz her dönüşüm kesinlikle sizin hayrınızadır. Siz dönüştüğünüz için çevreniz tarafından algılanmakta zorlanabilirsiniz veya bazı arkadaşlarınızla yolları ayırmak zorunda kalabilirsiniz. Bunlar her ne kadar kötü gibi de dursa, sizin hayrınıza gerçekleşen olaylardır.
Hayır ve şer kavramı iyilik ve kötülük kavramının çok ötesindedir. Kötü olan bir şey bizim için hayır olabilirken, iyi olan bir durumda şer olabilir. Bu yüzden dolayı hayır ve şer kavramı bizim insani zihnimizden çok daha ötede, tanrısal kavramlardır. Haliyle biz daha düşük zihinsel çember içerisinde olayları yargılarken aslında olayların etki mekanizması çok daha farklı olabilir. Bundan dolayı ruhsal gelişimde en önemli şeylerden biri “teslimiyettir.”
“Teslimiyet” kelimesi her daim korkutucu ve pasif bir kelime gibi gelir. Hâlbuki teslimiyet tam tersine aktif olmak ve sana gelen değişimi kabullenmek demektir. Başınıza gelen her kötü ve iyi olay sizi ruhsal ve kişilik olarak daha iyi bir konuma getirmek içindir. Haliyle bütün bu olaylar tekâmülünüzün bir parçasıdır. Bu yüzdendir ki, gelene direnmek yerine teslimiyet benimseyip aktif olarak değişimi yaşamamız gerekir. Geçmişteki zincirlerimizi, bizi bağlayan korkularımızı ve bizi gerileten her negatif bağımızı kırmamız ve dönüşüme direnmeden daha iyiye doğru yol almamız gerekir. Bu süreç aynı bir tırtılın kelebeğe dönüşme süreci gibidir. Haliyle ne olacağımızdan, neye dönüşeceğimizden korkmadan kendi benliğimize yolculuğa çıkmalıyız. Bu teslimiyeti yaşamadan kelebek olup, uçmanın derin hazzını yaşayamayız. Teslimiyet demek bu yüzden evrenin bir parçası olduğunu, ruhsal dünyayla uyumlu yaşadığını kabul edip, evrenle birlikte çalışmak demektir.
Ruhsal gelişimin daha birçok felsefesi ve temel taşı vardır. Ruhsal süreçleri, fiziksel süreçler gibi doğrudan hissedilip, temas edilen, maddesel süreçler değildir. Bu yüzden sabrı, kontrolü, nefsi fark etmeyi, bazı erdemleri de gerektirir. Bin tane akıl hocanız olsa da yalnız başınıza çıktığınız bir yolculuktur. Aslında bu kadar çok temel taşı ve karmaşık sistemi olmasına rağmen hiçbir zaman kesin kuralları ve yolları yoktur. Burada bahsedilenler genele ve antik disiplinlere uyan temel taşlardır. Bu yüzden hepimiz bu yolculukta antik bilgilerle kendi özel ruhsal pozisyonumuza göre temel taşları oturtuyor ve zamanla her bir taşın üstüne bazen neşe bazen acı ile yeni taşları koyarak kendi yolumuzu çiziyoruz.
AKLIMA GELMİŞKEN... ... KURTUL ! ....

.. ...by..Edvard MUNCH ...
EY DÜNYALI... EY İNSANOĞLU ..
KURTUL .. KURTUL VE SAFLIĞA ULAŞ .. EN AZINDAN RUHUNDA .. HİÇ OLMAZSA NE OLDUĞUNU ANLA .. UMULUR Kİ '' DAHA İYİ BİRİ '' OLURSUN... NE'DEN KURTULACAĞINI, NE'DEN SIYRILACAĞINI , RUHUNDA BİRŞEYLER VARSA ANLAYABİLİRSİN ... BUNU SANA AÇIKÇA SÖYLEMEYECEĞİM ŞİMDİ ..ÇÜNKİ O ZAMAN DEĞERİNİ ANLAMAZSIN VE ÇABA GÖSTERMEZSİN .. KÖTÜLÜKLERİNE DEVAM EDERSİN , KURTULAMAZSIN ...
Can konağını aramadaysan Cansın,
Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,
Şu nükteyi biliyorsan işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan o’sun sen.
....Mevlana Celalaeddin Rumi...
....Mevlana Celalaeddin Rumi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







